İçeriğe geç

müşterek (ortak payda) var demektir. Unutmamak gerekir ki; insanlar ne kadar çok fasl-ı müştereke sahipse ve bunun da ne kadar çok farkındalarsa onların uzlaşıp anlaşmaları da o kadar kolay olur. Bu sebepledir ki Bediüzzaman Hazretleri, “Uhuvvet Risalesi”nde müminler arasındaki ortak noktalara dikkat çekmiş ve bunların en önemlilerini tek tek saymıştır. Bu, üzerinde ciddi durulması gerekli olan bir konudur. Fasl-ı müştereklerin çok iyi belirlenmesine, detaylandırılmasına, doğru anlatılmasına ve hazmedilmesinin sağlanmasına şiddetle ihtiyaç vardır. Mesela Müslümanlar arasında vifak ve ittifakı sağlamak için sadece Müslümanlık ortak paydasından bahsetmek herkes için yeterli olmayabilir. Meselenin daha da detaylandırılması, açılması, duygu ve düşüncelere mâl edilmesi gerekir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, şu ifadeleriyle bize böyle bir ufuk gösteriyor: “Her ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mâbudunuz bir, Râzıkınız bir… Bir, bir, bine kadar bir, bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir… Bir, bir, yüze kadar bir, bir. Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir… ona kadar bir, bir.”75

Burada kullanılan on, yüz, bin gibi miktarlarla anlatılmak istenen, miktar değil, keyfiyettir. Hz. Pîr, bunlarla, ortaya koyduğu müşterek noktaların önemine dikkat çekiyor. Keyfî (nitelikle ilgili) bir şeyin önemini, kemmî (nicelikle ilgili) bir ifadeyle dile getiriyor. Her şeyi yaratan Allah’ın birliği hakikati, nübüvvet hakikatinden önce geldiği gibi; elbette ki din ve kıble birliği de benim mensup olduğum kabile veya aile birliğiyle ölçülemeyecek kadar aşkındır.Sahip olunan ortak paydalar çok iyi belirlenir, her vesileyle bunların üzerinde durulur ve bunlar zihin ve kalb dünyasına mâl edilirse büyük oranda çatışma ve kavgaların da önüne geçilmiş olur. İnsanız, her birimizin farklı hassasiyet ve zaaf noktaları var. Mutlaka birilerinin bir kısım sözleri, tavır ve davranışları gözümüze batacak, bizi rahatsız edecektir. Fakat bahsini ettiğimiz fasl-ı

103