saba katılması gerekir. Bu konuda umumun maslahatını gözetme önemli olduğu gibi Kur’ân ve Sünnet naslarına, dinin temel disiplinlerine aykırı hareket etmeme de önemlidir.
Muamelat Alanında Yaşanan Boşluk
Hususiyle muamelat alanında bu tür çalışmaların yapılmasına şiddetle ihtiyaç vardır. Çünkü ibadet ü taatle ilgili meseleler hem daha sabittir hem de bugüne kadar yeterince işlenmiştir. Ömer Nasuhi Bilmen ve Mehmet Zihni Efendi gibi âlimler ve daha sonraki ilim adamları yazdıkları ilmihallerle konuyla ilgili hükümlere insanımızın ulaşımını kolaylaştırmışlardır. Öte yandan muamelat mevzuları ise buna göre daha dağınık ve değişkendir. Dağınık olan meselelerin bir araya getirilmesi, değişen veya yeni ortaya çıkan hukukî meselelerin zamanın yorumuna göre yeniden ele alınması gerekir. Mesela günümüzde teknik ve teknolojinin de gelişmesiyle birlikte yeni yeni muamele çeşitleri ortaya çıkmış, ticarî işlemlerde değişiklikler olmuş, farklı milletlerden ve dinlerden insanlarla uluslararası ortaklıklar kurulmaya başlanmıştır. Bütün bunlar da fıkıh alanında birçok yeni durum ortaya çıkarmıştır. Bunlar gibi vuzuha kavuşturulması gereken pek çok mesele vardır.Maalesef soruda da ifade edildiği gibi asırlardan beridir fıkıh alanında bir durağanlık yaşanmaktadır. Dini yeterince önemsemediğimizden, bir yere kadar getirilen fıkıh mirasımızı koruyamamış, geliştirememiş ve devam ettirememişiz. Bu açıdan onun, işin uzmanları tarafından mutlaka inkişaf ettirilmesi gerekmektedir. Yapılması gereken iş, ulemanın bıraktıkları açık uçlardan hareket ederek zamanımızda oluşan boşlukları doldurmaya çalışmaktır. Günümüzde farklı şahıs ve kurumlar tarafından bu alanda yapılan çalışmaları takdir etmekle beraber, bunların yeterli olmadığını ve daha ileriye taşınması gerektiğini ifade etmek gerekir.Aslında bu ihtiyacın farkına varan bazı kişiler daha önce de konuyla ilgili bir kısım takdire şayan çalışmalar yapmışlardır. Me-