koşturan, oyalayan ve Allah’tan alıkoyan da dünyanın nefsimize bakan işte bu yüzüdür. Hazreti Pîr, başka bir yerde de dünyayı şöyle tanımlıyor: “Şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.”81 Ne yazık ki günümüz insanı, âhirette elde edilecek şeyleri bu fâni dünyada arıyor, elde etmeye çalışıyor.
Dünyayı Âhirete Tercih Edenler
Dünyanın geçici zevk ve lezzetleri çoklarını aldatıyor. Hususiyle günümüzde bunun çok daha ileri seviyede olduğunu söyleye-
biliriz. Bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur: اَلَّذ۪ ينَ يَسْ تَحِ بُّونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْـيَا اُوٓلٰئِكَ ف۪ى ضَ ااَلَ لٍ بَع۪ يد
ط عَلَى ااْلْ ٰخِ رَةِ وَيَصُ دُّونَ عَنْ سَ ب۪يلِ اهللِ وَيَـبْغُونَهَا عِ وَجا“Onlar ki bilerek ve isteyerek dünya hayatını âhirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyar ve onu eğri büğrü göstermek isterler. İşte bunlar, doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır!”82 Esasında bu âyetin birinci derecede muhatabı, Allah’ı tanımayan, âhirete inanmayan, her şeyi dünyadan ibaret gören inkârcılardır. Bununla birlikte Müslümanların da bu âyetten alacakları önemli dersler vardır.Âyetin devamında iki husus üzerinde daha duruluyor. Birincisi, insanları Allah yolundan alıkoyma, diğeri de hak yolu eğri büğrü göstermeye çalışma. Demek ki bile bile dünya hayatını tercih eden insan, farkına varmasa da, ciddi bir yara alıyor veya manevî dünyasını tahrip edebilecek bir virüs kapıyor. Böyle bir yara alan veya virüs kapan kimse, zamanla dine ve inananlara karşı tavır almaya başlıyor. Yine Hz. Pîr’in ifadelerine başvuracak olursak, her günah içinde küfre giden bir yol vardır. Kalbe giren her bir günah, kalbde ve ruhta yaralar açıyor.83 Bu açıdan işin başında güzergâhın çok iyi belirlenmesi, dünya-âhiret dengesinin çok iyi kurulması gerekiyor.
Dipnotlar
- Bediüzzaman, Lem’alar s. 161 (On Yedinci Lem’a, On İkinci Nota), Mesnevî-i Nuriye , s. 155 (Zühre, On İkinci Nota).
- İbrahim Sûresi, 14/3.
- Bediüzzaman, Lem’alar, s. 9 (İkinci Lem’a, Birinci Nükte).