İçeriğe geç

Bir kaza, bir ölüm, kısaca üzücü bir hâdiseden sonra çok defa “Keşke oraya gitmeseydi, keşke tüfeği eline almasaydı; keşke bu kadar sürat yapmasaydı!” gibi sözler sarf ederiz. Oysa, kaderde hâdiseyle birlikte, o hâdiseye yol açacak âmiller ve insan iradesi dahilinde bulunan sebeplerle, dahilinde bulunmayan sebepler birlikte yazılmış, yani, her hâdise, hayatın her ânı bütün yönleriyle ve teferruatıyla kaydedilmiştir.

Sözgelimi, bir insan, iradesini kullanarak tüfekle bir başkasını öldürmüşse, bu hâdise Allah’ın (celle celâluhu) ezelî ilminde vukûundan evvel görülüp bilinmiş ve ikisi birlikte kaydedilmiştir. “Tüfeği kullanan bu işi iradesiyle yapacak, tetiği parmağıyla çekecek ve neticede diğeri ölecektir.” diye önceden yazılmıştır. Öldürmede kullanılan veya ölüme sebep olan kurşunun atıldığı tüfeği ve parmağı oynatan sebebi ortadan kaldırınca, karşıdakinin ölümüyle ilgili takdir nasıl ve ölümüne sebep başka ne olabilirdi? Diyelim ki, “Trafik kazasında ölebilirdi.” O zaman da, onun ölümünün trafik kazasından olacağı yazılmıştır deriz. Bir başka sebep gösterilip, meselâ, hastalık dense, o zaman da, netice olan ölümün, hastalıkla beraber yazıldığını söyleyecektik…

d. Netice olarak, kader iradeyi teyid eder ve ikisi omuz omuzadır. Ne irade kaderi, ne de kader iradeyi nefyeder

Mevzuu net cümleler hâlinde ifade edecek olursak:

1. Kâinatta ilâhî bir kader ve program hâkim olup, insanda da bir irade ve meyil vardır.

2. Allah (celle celâluhu), sonsuz ilim sahibi olduğundan, geçmişi, hâzır zamanı ve geleceği bir nokta gibi görür ve bilir.

3. Allah (celle celâluhu), gelecekte vukû bulacak bütün hâdiseleri muhtelif kitaplar hâlinde kaydeder ve yazar.

250