Kaza, Kader Ve Atâ Üzerine Mülâhazalar
MUKADDİME
Kader, ölçme-biçme, biçime koyma ve şekillendirme demektir. Arapça’da fiil şekliyle ‘Ka-de-ra’ dediğimiz zaman, ‘takdir etme, belli hisselere ayırma ve herkese bir pay çıkarma’ mânâlarını anlarız. ‘Tef’il babında ise, ‘Kad-de-ra’ ‘hükmetti, kazada bulundu, hükmünü geçerli kıldı’ mânâsınadır. O hâlde kader, “Mâ yukaddirullahu mine’l-kadâ ve yahkümü bih”, yani “Allah’ın kazadan takdir ettiği ve hükmettiği şey” demektir.
Mevzuu derinlemesine ele almadan önce, kaderle alâkalı bazı âyetleri mealen vermede fayda mülâhaza ediyoruz:
“Gaybın anahtarları, O’nun yanındadır, onları ancak O bilir. (O) karada ve denizde olan her şeyi bilir. Düşen bir yaprak –ki, mutlaka O’nu bilir– yerin karanlıkları içinde gömülen dane, yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir Kitap’ta olmasın.”1
“Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir Kitap’ta bulunmasın.”2
“Şüphesiz Biz, ölüleri diriltiriz ve önden gönderdikleri ve arkada bıraktıklarını yazarız. Zaten Biz, her şeyi apaçık bir kütüğe kaydetmişizdir.”3
“(Ey şanı yüce Nebi!) Doğrusu sana vahyedilen bu Kitab, Levh-i Mahfuz’da bulunan şanlı bir Kur’ân’dır.”4
“Doğru sözlü iseniz bildirin, bu azap sözü ne zamandır?” derler. De ki: “Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”5
Kaza ile kader, bir mânâda aynı, diğer mânâda ise kader, Allah’ın takdiri, kaza ise, bu takdiri infaz ve yapılacak şeyin eda edilmesi ve hükmün yerine getirilmesi demektir.
Dipnotlar
- 1 En’âm sûresi, 6/59.
- 2 Neml sûresi, 27/75.
- 3 Yâsîn sûresi, 36/12.
- 4 Bürûc sûresi, 85/21-22.
- 5 Mülk sûresi, 67/25-26.