Kur’ân, peş peşe iki âyette, iki makamı birden cem etmek suretiyle meseleyi halletmektedir: Tekvir sûresi 27 ve 28. âyetlerde “O (Kur’ân) âlemlere ancak bir öğüttür.. sizden istikamet üzere olmayı dileyen için.” buyrulurken, hemen arkadan gelen 29. âyette ise, “Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz..” denilerek, her şeyi dileyenin de yine Allah (celle celâluhu) olduğu, fakat bu meşîetin, insana da bir meyil ve isteme hakkı verilmesine aykırı bulunmadığı ifade edilmektedir. Bir başka âyette, “Allah, sizi ve bütün yaptıklarınızı yaratandır.”1buyrularak, yaratma ve var etmenin tamamen Allah’a (celle celâluhu) ait olduğu beyan edilmekte, daha başka âyetlerde ise, “İnsana çalıştığından başkası yoktur..! Allah yolunda mücahede edin.! Cennet’e koşun.! Allah’tan vesile isteyin.! Okuyun, yazın, düşünün!”2şeklindeki beyan ve teşviklerle, insanın kader karşısında eli kolu bağlı bir mahkûm olmadığı ve âdi bir şart olarak iradenin kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Bazı âyetlerde bu, daha da vâzıhtır:
“Bana verdiğiniz sözü tutun ki, Ben de size verdiğim sözü tutayım.”3
“Siz Allah’ın (dinine) yardım ederseniz, Allah da size yardım eder.”4
“Bir millet, kendi durumlarını değiştirmedikçe, Allah onların durumlarını değiştirmez.”5
Öyleyse, ‘mutlak cebir’ cemadat, nebatat ve hayvanat, kısaca irade sahibi olmayan varlıklar için olup, insanlar ve cinler için ise, ‘şartlı cebir’ vardır. Şu kadar ki, cüz’î irade ve neticelerini yaratmak; bütünüyle Allah (celle celâluhu) tarafından önceden yazılıp çizilmiş ve kader kitabında harfi harfine tespit edilmiştir.
a. Allah (celle celâluhu), irademizle nasıl davranacağımızı önceden bildiği için kaderimizi öyle yazmıştır
Dipnotlar
- 1 Sâffât sûresi, 37/96.
- 2 Bkz.: Necm sûresi, 53/39; Mâide sûresi, 5/35; Tevbe sûresi, 9/41,86; Âl-i İmrân sûresi, 3/133; Hacc sûresi, 22/78; Alak sûresi, 96/1.
- 3 Bakara sûresi, 2/40.
- 4 Muhammed sûresi, 47/7.
- 5 Ra’d sûresi, 13/11.