İnsanın, eşya ve hâdiselerin o sonsuz derecedeki muhteşem güzelliklerini anında hissetmesi, onları mânâ imbiklerine atıp yeni terkipler içinde değerlendirmesi, bazen bir kelime veya bir cümle ile, kitaplara sığmaz hakikatlerin engin ufuklarına doğru kanatlanıp pervaz etmesi, âfâkî tefekkürle yeni yeni terkiplere ulaşması, enfüsî mânâda alabildiğine derinleşip yeni yeni ufuklar keşfetmesi, sadece yazıp okuyanın değil, aynı zamanda yaşayan ve duyanın hallenebileceği bir eda ve hava içinde esmâ, sıfât, Zât demesi, bir âlemden yola çıkıp binlerce âlemde seyr ü seyahatte bulunması ve seyahatiyle elde ettiği irfan ve iz’an hüzmeleriyle iman peteğini örmesi.. evet, bütün bunlar, hangi moleküllerle izah edilebilir?
Duyup işittiğimiz bin bir çeşit sesleri, tattığımız bunca lezzetleri, seyrettiğimiz güzellikleri, tatlı, acı, güzel, çirkin, bed, hoş diye saydığımız vasıfları, sevme, beğenme, hoşlanma, tiksinme, korkma, ürkme, şevke gelme, pişman olma, coşma ve heyecanlanma gibi duygu ve mânevî faaliyetlerimizi nasıl o ölü moleküllere verebiliriz?