– İşlenen cinayetin üzerinden bir sene geçmiş ve şimdi o tetiği çeken parmaktaki bütün hücreler, hatta maznuna ait bütün hücreler de esasen değişmiş bulunduğundan, cinayeti işleyen asıl kâtilin cezalandırılması mümkün görülmediği için, maznunun beraatine oy birliği ile karar verilmiştir.”
Tabiî ki yeryüzünde böyle bir ceza hukuku olmadığından, verilen kararın hangi maddelere istinaden verildiğini de söyleyemiyoruz.
Veya yine hayalî bir mahkemede yine bir cinayet suçlusunun şöyle bir müdafaa ile mahkeme heyetinin karşısına çıktığını görüyoruz:
“Saygıdeğer mahkeme heyeti,
Evet, ortada bir cinayet vardır. Fakat bu cinayetin faili ne benim, ne de bir başkasıdır. Çünkü bir defa, bana suçu işleten, beynimdeki birtakım elektriklenme ve reaksiyonları meydana getiren molekül ve maddeciklerdir. Sonra, bu cinayet işleneli tam sekiz ay oluyor. Hücrelerimin tamamen değiştiği, sayın mahkeme heyeti üyelerinin malumudur. Dolayısıyla, sekiz ay evvelki benden şimdi eser bile kalmamıştır. Bu itibarla, başka hücrelerin işlediği bir cinayetten şu masum hücrelerim herhâlde sorumlu tutulamaz.“Kimse bir başkasının suçundan mesul değildir.”1 hakikati gereğince, suçsuzluğum sabit olduğundan beraatimi ve adaletin bu yönde tecellî edeceği hakkındaki kanaat ve ümidimi saygı ve hürmetlerimle belirtmeme müsaadelerinizi arz ve talep ederim.”
Şimdi, cezaya lâyık ve müstahak olanın ruh olduğu kabul edilmeyecekse, benzeri bir yargılama ve müdafaa uygun değil midir? Kâtil hücreler çoktan sırra kadem basmış, yeni gelen masumlarınsa hiçbir şeyden haberi yok.. öyleyse suçları da yok. Haydi bir hata oldu ve onlar cezalandırıldı diyelim.. bu defa, cezayı altı aydan fazla çekmemeleri gerekir; zira, altı ay içinde ölecekler ve yerlerine yeni masumlar gelecek.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: En’âm sûresi, 6/164; İsrâ sûresi, 17/15; Fâtır sûresi, 35/18; Zümer sûresi, 39/7; Necm sûresi, 53/38.