Evet, insanı sadece madde olarak düşünürseniz, o zaman işin iç yüzü ve hakikî yönü bu olur; ama, insan maddeden ibaret değildir ve hâdiselerde asıl fail, bütün beden ve duygularla alâkalı sistem ve bedenî merkezleri sevk ü idare eden, onları kumandası altında tutan ruhtur. Beden, sadece ruhun bir aletidir; dolayısıyla, ceza da ruha verilmektedir.
İnsanı, her şeyiyle maddeden ibaret görüp; onun duygu, düşünce gibi bütün mânevî yönlerini beynin fonksiyonlarından ibaret saydığımızda, emekliliğe de hakkımız olmaz.
Her şeyden önce, bir sene çalışmakla veya altı ay emek sarf etmekle emekli olmak mümkün değildir. 25 yıl çalışan bir kimse, 25 hatta 50 vücut değiştirmişse, herhâlde 50 çarpı emeklilik maaşına da kimse yanaşmaz. Sonra, haydi emekli oldunuz diyelim; o zaman da emekliliğinizin üzerinden bir yıl geçtikten sonra daha fazla emekli maaşı almamanız gerekir; çünkü, çalışarak emeklilik hakkını elde etmiş olan siz, bir sene sonraki siz değilsiniz.
Gelin, en iyisi mi, bu çıkmazları bir yana bırakalım ve verilen emekli maaşı, değişip duran bedenin üstünde değişmeyen ruha, ceset elbisesinin yıpranma payı olarak veriliyor deyip kurtulalım!