Beynin fonksiyonları, sinir hücrelerindeki biyokimyevî reaksiyonlardır. Bu fonksiyonlar hakkında bildiğimiz, onların elektrokimyevî karakterde oluşudur. Verdiğimiz bir karar, elektrik akımlarıyla çeşitli kaslara iletilir; yani, beyinde dopa, dopamin ACTH uyarıcısı vb. maddeler reaksiyona girer; bunun neticesinde parçalanma veya birleşmeler olur. Kimi moleküller ‘yükseltgenirken’, kimileri de ‘indirgenir’. Elektronlar alınır verilir; neticede uzuvlara elektrik akımı intikal eder ve davranışlar husule gelir.
Canlı vücutlarda her altı ayda bir bütün hücreler tamamen değişir. Kanda saniyede on bin alyuvar ölüp, onların yerlerine yenileri yaratılır. Bir hücrede saniyede on iki terkip meydana gelir ve bu, saatte yaklaşık kırk beş bin terkip eder. Yani biz, bu yönümüzle hep aynı olarak kalmamaktayız. Eskiyen gömleğimizi, ceketimizi değiştirdiğimiz gibi, sürekli etimizi-bedenimizi de değiştirmekteyiz.
Beyinde reaksiyon öncesi bazı maddeler vardır. Bu maddelerin reaksiyona girmesiyle uzuvlara intikal eden elektrik akımı sayesinde kararlar kaslara iletilir; sürekli değişen maddî eller de, bu kararları icra eder. Meseleyi dışa akseden bu yönüyle değerlendirir ve icraatı yürütenin gerçekte cesedimize ait uzuvlar olduğunu kabul edersek, o zaman bugünkü hukuk düzenini allak bullak etmiş oluruz. Çünkü, böyle bir durumda, bugün tatbik edilen hukuk sisteminin yürürlükten kaldırılıp, yerine tamamen farklı bir sistemin getirilmesi zaruridir. İsterseniz, herhangi bir mahkeme salonuna hayalen hep beraber gidelim. Orada geçtiğini farz ettiğimiz şu konuşmayı ve neticede verilen kararı dinleyelim:
Hâkim, suçluya sorar:
– Bu cinayeti ne zaman işledin? Suçlu cevap verir:
– Bir sene önce, efendim.
Karar bellidir: Suçlu affedilecektir ve hâkim, kararı okur: