İçeriğe geç

Kur’ân devam ediyor. Onlar Hazret-i Mûsa’ya Ya Mûsa, sana asla îman etmeyiz. Rabb’i açıktan açığa görmedikten sonra.[5] İşte duygularının yanılması ile inhirafa düşen o kafirler, bir kısım kayıtlar içinde mahluklar olan kendilerinin, o kayıtlardan müberra olan Mabud-u Mutlak’ı göremeyeceklerini bilemediler. Allah’ın görüle-meyeceğini, görülse idi Allah olmayacağını bilemediler. Gözlerin ve bakışların O’nu ihata edemeyeceğini, ama bütün görüşlerin ve basiretlerin O’nun kavrayışı, ilmi, iradesi, iktidarı ve ihtiyarı içinde olacağını bilemediler.

Ve Kur’ân, Efendimiz (sav)’e diyor ki, Mûsa’nın kavmi Mûsa’dan Senin kavminin Sana sorduğundan, Sen’den istediğinden daha büyüğünü istediler. Bize Allah’ı açıktan açığa göster dediler. [6] Ve neticede bir saika, bir gürültü, gönüllerinde çakıp îmanlarını içlerinde parçalayan, îmandan mahrum eden bir saika, İlâhî bir sayha, semavî bir seda onları sarstı ve temelden yıktı. Bu onların zulümleri sebebiyle oldu.

ZULÜM:

Haddi tecavüz etme, kendini ve uzuvlarını ruh, akıl, kâlb ve bütün letaifini yaratılış gaye ve maksadının gayrında kullanma. Günaha bata-çıka îman ve İslâm’a kabiliyetini kaybedip, ümitsizliğe düşüp, şirazeden çıkma hâlidir. Kur’ân-ı Kerim yüzlerce ayetiyle bunu ifade eder [7].

135