İçeriğe geç

Kibir büyüklenme, kendini yüksek görme olarak ifade edilebilecek bir duygudur. İnsan fıtratına: İslâm’ın izzetini, Kur’ân’ın şerefini, Din’in haysiyetini, ulvî görülen şeyleri, cematini, ırzını, namusunu ve benzeri kıymetlerini korumak için yerleştirilmiştir. Bu duygu su-i istimâl edilirse geri tepen silah gibi kişinin aleyhine işleyerek azgınlığa, sapkınlığa ve küfre düşmeye sebep olur. Allah’ın sıfatı olan büyük olmak tan ferde tecelli edecek şey; Allah’ın İslâm’ın Kur’ân’ın ve Resûlullah’ın izzetini, şerefini ve haysiyetini koruma uğruna başını eğmemek, küfür adına yapılan herşeye karşı tavır alarak yüksekten bakmak, büyüklenmek, başını dikmektir. Tefekkürsüzlük ve düşüncesizlik neticesinde su-i isti’mâl edilen bu duygu çok zaman mü’minlerin aleyhine işlemiş, onların şirazeden çıkmalarına sebebiyet vermiştir. Kur’ân-ı Kerim âyetler ve misallerle bunu da anlatır.

Bizimle karşılaşmayı, karşımıza çıkmayı, hayatın hesabını bize vermeyi düşünmemiş ve bizim karşımıza çıkacağına inanmamış o insanlar derler ki; Bizim üzerimize Allah’ın emirlerini getirecek bir melek olsaydı ya… [2] Niye Nûh’a oldu, Mûsa’ya oldu, Muhammed’e oldu. Allah bir melek gönderse ya Göndereceği adamı niye Ebu Talib’in yeğeni olarak gönderiyor? Yahut Rabb’imizi açıkça görsek ya. Eğer varsa varlığını bize açıkça göstersin.

Dünün ve bugünün zavallı kafiri hep aynı iddiadadır. Kâinatta hepsi ayrı bir hesap ve plânla, peşi peşine cereyan eden hâdiselerin O’nu gösterdiğini bilmez.. Dünyanın bir yerinde helozanlar çizen hortumun bir başka yerdeki vakumlar meydana getiren akıntılarla alâkalı olduğunu bilmez. Bu harikulade şeylerin bir hesap ve plânla insanları ikaz edip onları uyarmak ve Hakk’ı göstermek için Dest-i Kudret’ten gelen İlâhî ikazlar olduğunu bilmez.

132