İçeriğe geç

milerin dolmasını hazmedemeyen, başörtülü bir kadın görünce hezeyana giren ve değişik yol ve yöntemlerle İslam’a saldırmayı meslek hâline getiren talihsiz insanlar var. İşte bunları da Allah’a havale etmek dinimize karşı bir vefa borcu olsa gerek. Hatta din ve diyanetin yaşanması karşısında rahatsızlık duyan bu kararlı din düşmanları, bazen tasrih de edilebilir. İslam ülkelerinde dinin karşısında olmadıklarını söyleyip durmalarına rağmen İslam’ın en küçük bir emrinin bile çarşıda, pazarda, sokakta yaşanmasına tahammül edemeyen, demokrasinin verdiği hak ve hürriyetleri kendi ülkelerinde dahi inananlara çok gören münafıkları da Allah’a havale etmek lazımdır. Bu açıdan da bu ve benzeri dualarla o mübarek mekânlar rantabl bir şekilde değerlendirilmelidir.Bu mevzuda belki herkesle aynı seviyede dert ve ızdırap paylaşılamayabilir. Farklı bir ifadeyle, başkaları için yaşamanın önemi kavranamadığından bu hassasiyet herkes tarafından kabul edilmeyebilir. Fakat her şeye rağmen o mübarek mekânlarda yüz, iki yüz insanla bir araya gelip halkalar teşkil edebiliyorsanız, yüreğinizden kopup gelen inilti ve dualarınızı o insanlarla paylaşabilir, insanların sinelerine bir avuç kor atarak içlerinde bir yangın meydana getirebilir, sonra da yüreği yanan insanların feryad u figanıyla el açıp yalvararak ümmet-i Muhammed’in yeniden dirilişi adına onlara da “amin” dedirtebilirsiniz.

38