İçeriğe geç

Ümmet-i Muhammed İçin Yalvarıp Yakaran Gönüller ve Manevi Atmosfer

İnsan bu mübarek mekânlarda ve bu kutlu zaman dilimlerinde kendisi, evlad u ıyali ve yakınları için de dua edebilir. Fakat özellikle günümüzde ümmet-i Muhammed’in hâli, kanaatimce, bizim şahsi durumumuzdan çok daha önem arz etmektedir. Zira Müslüman coğrafyası olarak bugün hâl-i pürmelalimiz ortada. İslam tarihi boyunca hiç bu kadar perişan bir vaziyete düşmemiştik. Kendi ayaklarımızın üzerinde duramıyor, başkalarının altımıza koyduğu şeyler –ki bununla onların neyi hedeflediklerini hiçbir zaman bilemiyoruz– üzerinde durmaya çalışıyoruz. Fakat çok defa ayağımız altındaki bu destekler de çekiliyor ve biz ipe asılı bir insan gibi berdar oluyoruz. Bu acı tablo karşısında iki büklüm kalan, ızdırapla kıvranıp duran Hazreti Pîr, ümmet-i Muhammed’in dertlerini düşünmenin, kendi şahsını düşünmekten alıkoyduğunu ifade ediyor.18 Bu açıdan haccetme imkânını elde eden Müslümanlar Kâbe’yi gördüklerinde, ellerini açarak, yüreklerini çatlatırcasına, “Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e selamet eyle. Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e rahmet eyle. Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle. Allah’ım! Müslümanlara derlenip toparlanmayı müyesser kıl. Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e dirilişe giden yolları göster.” diyerek ümmet-i Muhammed için dua dua Allah’a yalvarmalıdırlar. Mina’ya yürürken ve gecelerken de aynı şekilde yüzlerini yere koymalı ve ümmet-i Muhammed’i dileyerek aynı duaları tekrar edip durmalıdırlar. Zira Mina kendine has hususiyetleri bulunan mübarek bir mekânın adıdır. Düşünün ki Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam’ın ilk yıllarında Mekke’de ve daha başka yerlerde muhataplarından bulamadığı cevabı orada bulmuş, orada O’na sahip çıkılmıştı. Demek ki sahip çıkılma esprisi açısından oranın ayrı bir kıymeti vardır. İşte Cenab-ı Hakk’ın bu ölçüde bir

36