İçeriğe geç

bir yerde toplanmış bir grubun üzerine yürümenin caiz olmayacağı görüşünü benimsemiştir.62

Zaten önemli olan, stratejik hareket ederek az zayiatla problemleri çözmeye çalışmak değil midir? Mekke’nin fethine bakıldığında Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) kan dökülmemesi, düşmanlıkların katlanmaması ve problemlerin nazikçe çözülmesi adına gerekli olan her türlü tedbiri aldığı görülecektir. Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallahu aleyhi ve sellem), küçük bir iki hadise istisna edilecek olursa, neredeyse halkının tamamı müşrik olan Mekke’ye kan dökmeden, zayiat vermeden girmiştir. Mekke’ye girdikten sonra da “Size nasıl muamelede bulunmamı beklersiniz?” diye sorduğunda, çocukluğundan itibaren onu çok iyi tanıyan müşrikler, “Sen kerim oğlu kerimsin.” demişlerdir. Bunun üzerine Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Öyleyse gidin, hür ve serbestsiniz. Size bugün kınama yoktur.”  buyurmuştur.63 O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) ağzından çıkan bu sözler Cibril’in solukları gibi ruhlarda öyle bir makes bulmuştur ki müşrik olan Mekke halkı nasıl yanlış bir yolda olduğunu anlamış ve bir iki gün sonra gelip Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) etrafında bir hâle hâlini almıştır. Evet, yıllarca Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) düşmanlık etmiş olan bu en mütemerrit (inatçı) insanlar bile yumuşamış ve Müslüman olmuşlardır. Hoşgörülü yaklaşım ve iyi muamele onları İslam’ın huzurlu atmosferine çekmiştir. Ne ekerseniz onu biçersiniz. İnsan iyi şeyler hasat etmek istiyorsa çevresine sürekli iyilik ve güzellik tohumları ekmelidir. Osmanlı devleti çözülüp yıkıldıktan sonra İslam dünyasında üst üste çözülmeler yaşanmıştır. Günümüzde ise yeniden bir toparlanma, kendimiz olma ve kendi ruhumuzu bulma gayretleri var. İslam coğrafyasının bütününe değil, sadece Türkiye açısından meseleye baktığınızda bile, hiçbir şeyin dünkü gibi

93