İçeriğe geç

“Sizin başınıza da taş yağsın!” dememiştir. Aksine kendisine taş atan, dişini kıran, yanağını yaralayan, başını kanlar içinde bı-

rakan insanlar karşısında bile ellerini kaldırmış ve َاَلّٰلُٰهَُّمَ اْهِْدِ َقَْوْ ِمِيَفَِإَِّنَُهُْمْ َالَ َيَْعَْلَُمُ وَنَAllah’ım, kavmimi hidayet buyur. Çünkü on� lar bilmiyorlar.”60 demiştir. Onun bu sözüne hâşiye düşülecek olursa şöyle denilebilir: Şayet onlar Beni, misyonumu, kendileri için nasıl ölüp ölüp dirildiğimi bilselerdi böyle yapmazlardı. Zira Kur’ân-ı Kerim, inanmayanların tutup gittikleri yanlış yol karşısında Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) hâlini şöy-

le ifade etmektedir: َفََلََعََّلََكَ َبَاِخِ ٌعٌ َنَْفَْسَ َكَ َعَلٓى ٰاَٰثَاِرِِهِْمْ ِإِْنْ َلَْمْ ُيُْؤْ ِمُِنُوا ِبِ هَذَااْلَْحَِدِ يِثِ َأَسَ ًفًاDemek bu söze (Kur’ân’a inanmıyorlar diye onla�)rın peşine düşüp kendini helak edeceksin!”61

Evet, gönülleri fetheden, kalbleri yumuşatan, herkesi gerçek insanlığa yönlendiren, insanı özündeki insanlıkla buluşturan İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisine düşmanlık eden insanlara öfkeyle mukabelede bulunmamış ve hele günümüzdeki bu şenaat ve denaetlerin hiçbirisine asla başvurmamıştır. Kendisine on beş sene boyunca düşmanlık etmiş olan Ebû Cehil için bile, “Allah seni yerin dibine batırsın.” dememiştir. Bundan dolayı da bir süre sonra Ebû Cehil’in kızı Cüveyriye ve oğlu İkrime Müslüman olmuş, Müslüman olduktan sonra da baş döndüren bir hayat ortaya koymuşlardır. Yermük’te Bizanslılara karşı savaşan Hz. İkrime ağır yaralı olarak çadıra taşındığında birden doğrulmuş ve “Ya Resûlallah! Sen mi teşrif ettin?” demiştir. Hâlbuki bu hadise olduğunda İnsanlığın İftihar Tablosu’yla tanışmasının üzerinden sadece iki sene geçmişti. İşin doğrusu, Ebû Cehil’in oğlu Hz. İkrime’nin (radıyallâhu anh) bu kadar kısa süre içerisinde böylesine dikey yükselmesini şahsen ben izah etmekte zorlanıyorum. Evet, bu kadar kısa zaman içinde böyle bir marifet ufkuna nasıl ulaştı, içe doğru nasıl bu ölçüde

90