“Allah indinde hak din İslâm’dır.”5 Bu mesele malum ve müsellem bir hakikat iken, Marks’tan tevarüs edilmiş bir nazariyenin İslâm diye takdim edilmesi, İslâm adına büyük bir gaflet ve cehalettir.
Eğitim Faaliyetleri ve Yersiz Vehimler
Türkiye, düşünce hayatından idari sisteme, eğitim mekanizmasından aile yapısına kadar birçok problemi olan bir ülkedir. Bu tür problemlerden sıyrılmanın en önemli çaresi de “aydınlanma” olsa gerek. Evet insanlar, aydınlanarak birbirlerini daha iyi anlar ve neticede de bir uzlaşma zemini hâsıl olabilir. Ama birileri öteden beri bu ülkede “Siz eğitim düşmanısınız.” diyerek inanan insanlara hücum etmişlerdir. Oysaki ne o uydurma “Bir hırka, bir lokma.” hikâyesi, ne de “cehalet” yüzkarasının uzaktan yakından İslâm’la alâkası vardır. Çağın dev mütefekkiri, “Bizim üç büyük hastalığımız var, bunlar: cehalet, iftirak ve fakirliktir.”6 diyerek bizi içten yıkan sebepleri, hekimâne teşhisle ortaya koymaktadır. Öyleyse, bir taraftan cehalete karşı ciddî bir ilim seferberliği başlatılıp, milletin birlik ve beraberliği adına lâzım gelen şeyler yapılırken, diğer taraftan da insanlarımıza zenginleşme yolları gösterilmelidir.
Aslında, hakikî Müslümanlık bu iken, bir kısım insanlar, yıllardır Müslümanları hep cehaletin yanında göstermiş ve “gerici”, “yobaz” gibi bir sürü yaftalarla, onları karalama yoluna gitmişlerdir. Zühd, yanlış anlaşılmış ve Müslümanlar, âdeta köşesine çekilmiş bir acûze-i şemtâ tiplemesiyle karakterize edilerek değişik töhmetler altında bırakılmıştır. Esasen zühd kalbde yaşanmalıdır ve insanın, dünya ile herhangi bir kalbî bağlantısı olmamalıdır. Yoksa kesben –avam ifadesiyle– dünyanın altından vurup üstünden çıkmalı ve ne yapıp yapıp mutlaka başarıya ulaşılmalıdır.
Dipnotlar
- 5 Âl-i İmrân sûresi, 3/19.
- 6 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.61 (İlk Hayatı).