İçeriğe geç

Osmanlı tarihi, hakikî mânâda karizmatik liderler tarihidir. Hatta bana göre, Osmanlı padişah ve komutanlarının çoğu, karizmatik özelliklere sahip olan insanlardır. Meselâ; Baltacı Mehmed Paşa, kendisi baltacılıktan gelmiş, Enderun terbiyesi almış bir serdardır. Prut’ta Rusları sıkıştırdığı hengâmede, son bir darbe yapmadan evvel gece kendi adamları vasıtasıyla askerlerinin çadırlarını dinletir. Neticede askerlerden bazılarının sabahleyin kaçma plânları yaptığı haberini alır. Böylesine kritik bir atmosferde mukadder bir zaferi hezimete çevirmemek için, Ruslarla –yarı kazanılmış bir zafer diye tarif edebileceğimiz– çok akıllıca bir anlaşma yapar. Ama ne acıdır ki, Mustafa Müftüoğlu’nun ifadesiyle “Yalan Söyleyen Tarih”, seksen yaşındaki bu Osmanlı komutanını, Rus Kraliçesi Katerina ile buluşturmuş ve hakkında bizim gibi basit insanların bile tenezzül etmeyeceği bayağılıklar uydurmuştur. Böyle bir tarihi yazan da utansın, bunları okuyup hakikatini araştırmadan cedlerine sövenler de…

Evet, onlar, koca bir tarihe sığmayacak kadar büyük, karizmatik vasıflara sahip gerçek birer lider idiler. Bu millet, bir kere daha özlediği liderlerle buluştuğu an, tekrar eski ihtişamına kavuşacak ve şartlar ne olursa olsun, mutlaka çağıyla hesaplaşacaktır.

İslâm Sosyalizmi (!)

Sosyalizm; içtimaîleşme ameliyesini, güzel sanatlardan dine kadar hayatın her kademesine yaymayı amaçlayan bir sistemdir. Bu mânâda İslâm ile sosyalizm arasında hiçbir ilgi yoktur. Fakat İslâm’a bir sosyalizm ilave etmek isteyenler, bizim “içtimaî” dediğimiz yönü nazara vermek istiyorlarsa, elbette İslâm’ın da bir içtimaî yönü vardır. Çünkü İslâm, içtimaî bir dindir; akidevî, amelî ve ahlâkî çeşitli fakülteleri içinde içtimaîye de ciddî bir yer ve ağırlık vermiştir. Bazı İslâm yazarları, İslâm’daki içtimaî adaleti sosyalizm şeklinde anlamışlardır. Oysaki, içtimaîlik, İslâmî yapının temeli değil sadece bir yönüdür.

173