İçeriğe geç

Her çocuğun bir “şuuraltı beslenme dönemi” vardır. Bu dönem, bazı eğitimcilere göre 0-5, bazılarına göre de 0-7 yaşları arasıdır. Bu çağda, çocuğun şuuraltı çok iyi değerlendirilmelidir. Onlara verilecek talim ve terbiye; hayatın tabiî seyri içinde, belli bir plân dahilinde yine hayatın içinden örneklerle süslenerek ve zorlamaya gidilmeden sevdirerek verilmelidir. Hemen her çocuk, temyiz çağı da diyebileceğimiz bu dönemde çok mütecessistir. Öyle ki devamlı sorular sorarak her şeyi öğrenmek ister. Bu sebeple ileride ona nasıl bir şahsiyet kazandırılmak isteniliyorsa, onunla öyle konuşulup görüşülmeli, hâl ve hareketler de yine ona göre ayarlanmalıdır.

Çocuğun eğitim ve terbiyesi, doğrudan doğruya pratik hayata “indirgenebildiği” takdirde şuuraltı besleniyor demektir. Batı hayat tarzı, bizim anladığımız mânâda ve bizde olduğu kadar insana gerektiği ölçüde değer kazandıracak ölçüde mevhibelerle, vâridâtla mücehhez olmadığından; batılı eğitimciler, çocuk eğitiminde değişik terbiye kuralları geliştirmişlerdir. Ne var ki, onca gayrete rağmen bu kurallar, nazariyatta kaldığı için pek de inandırıcı ve etkileyici olmamıştır.

Eğitimin devam ve temadisi, büyük ölçüde dinin, insanın tabiatı hâline gelmesine bağlıdır. Evet, eğitimin bahis mevzuu edildiği yerde hayatın dünyaya ait kesitleri bile din televvünlü olmalı ve onun her kademesinde dinî duygu ve düşünce soluklanmalıdır.. soluklanmalıdır ki, çocuğun hayatı, bu değerlerle örgülenerek şuuraltı tam beslenmiş olsun.

169