İçeriğe geç

Batı dünyasında geliştirilen bir diğer iyimser ücret teorisi de pazarlık gücü teorisidir. Bu teori, işçinin teşkilatlanmasını ve işverene karşı bir güç olarak çıkıp onunla pazarlık yapmasını savunur ve ücret seviyesinin belirlenmesinde bu gücü esas kabul eder.

Bu iyimser ücret teorileri suiistimale uğramadıkları ölçüde, işçi adına kısmen faydalı olmuştur. Ancak bunlardan marjinal verimlilik teorisinde ücretin seviyesi emeğin verimliliğine bağlandığından ve bunun tespiti de tamamen işverene bırakıldığından kötüye kullanılma yolu da açıktır. Buna karşılık, pazarlık gücü teorisinin tatbik görmesi, suiistimal edilmesi hâlinde belli ölçüde işverenin mağduriyetine yol açabilir.

Günümüzde durum biraz daha farklıdır. Bilhassa ileri ülkelerde, işçiye eskisine göre daha insanca bir muamele yapılmaktadır. Şu kadar var ki, İslâm’ın teklif ettiği ücret sistemine ve ücret seviyesine henüz hiçbir beşerî sistem ulaşabilmiş değildir. Nitekim İslâm’ın mevzu ile alâkalı prensiplerini zikrettiğimizde, bu durum daha açıkça görülecektir.

2. İslâm’da Ücret

İşçi, ne kapitalist ve liberal sistemlerde ne de komünist ve kolektivist sistemlerde aradığını bulmuş değildir. Her ne kadar Batıda işçinin hayat standardı biraz yükselmiş olsa da, yine de o, çarşı ve pazardaki arz-talep ölçüleri seviyesinde bir ücret alamamaktadır.

Komünist ve kolektivist sistemlerde arz-talep bütünüyle devlet tekelinde olduğundan, işçinin, kendi standardının ne olması gerektiği hakkında hiçbir tercih şansı olmamıştır/olmamaktadır. Bütün mukayese zemininin ortadan kaldırıldığı bu dünyada işçi, eline verileni öpüp başına koymak zorundadır. Bu sistemlerin tek ortak yanı, hepsinde de işçinin istismar edilmesidir. Birisinde bu istismar makyajlı iken, diğerinde bütün çirkinliği ile ortadadır.

366