Malthus ve günümüzde onun söylediklerini -hâşâ!- ilâhî bir mesaj gibi kabul eden hayranları, insanı ve onun muhtaç olduğu her şeyi yaratanın Allah olduğunu unutarak böyle yanlış bir yola sapmışlardır. O Allah ki, yarattığı her canlıyı rızkıyla beraber yaratmaktadır. Her doğan çocuk, sofraya elindeki ekmekle iştirak etmekte ve bir bakıma sofraya daha bir zenginlik kazandırmaktadır.
Ne var ki bizim burada konumuz, nüfus planlaması ve onun tenkidi olmadığından, şimdilik o hususa girmeyeceğiz. Burada üzerinde durduğumuz mesele, klasik ücret teorisinin bu sakat düşünce ile olan irtibatıdır. Dolayısıyla da bunun, hiçbir insanî yanının olmadığını vurgulamaktır.
Marks, ücret meselesinde daha ciddî bir yanılgı içindedir. Kâr, ona göre işçinin ücretinden çalınmış bir haktır ve ücret tamamen emeğe dayalıdır. Dolayısıyla elde edilen mamulün hepsinde, eş bir ücret standardı olmalıdır.
Batı dünyasında en çok kabul gören ücret teorilerden biri de marjinal verimlilik teorisidir. Bu iyimser teoriye göre ücret seviyesi, üretime katılan sonuncu işçinin marjinal verimliliğine göre belirlenir. Yani marjinal (sonuncu) işçinin sağladığı hâsıla artışı, ücret seviyesini belirler. Buna göre, emeğin verimliliği arttıkça üretim, üretim arttıkça da ücret artacaktır.
Ancak, pratikte işçiye verilen ücretin, bu teoride ileri sürüldüğü şekilde işçi lehine doğru sarktığı hiç görülmemiştir ve işçi, ekseriyet itibarıyla hep asgarî ücret üzerinden muamele görmüştür. Belki bazen, asgarî ücret çok aşağıya çekilmiş ve verilen ücretler yüksek gibi gösterilmiştir ama, neticede işçinin aldığı ücret onun için hep boğaz tokluğu ölçüsünde kalmıştır.