İçeriğe geç

Kısacası, düşmanlarımız, içimize saldıkları ajanlarla ruh, düşünce ve ahlâk dünyamızı tahrip etmekte ve bizleri âdeta dünyaya hâkim güçlerin kuklaları hâline getirmektedir.

Evet, bugünkü şatafat ve debdebesi itibarıyla, dünyaya hükmeden güçlerin bir kısım üstün yanları olmakla beraber, bu, insanlık adına her şey de demek değildir. Hele Avrupalı ve Amerikalı olmamak hiç mi hiç ayıp değildir; ayıp olmak şöyle dursun, şanlı geçmişimizi bilen ve onu ruhunda duyan birisi için böyle bir intisap ona hakaret anlamına bile gelebilir.

Bir insanın kendi millet ve geçmişini hafife alması bir aşağılık duygusu, reddetmesi ise bir soysuzluktur. Böyleleridir ki, yıllarca mübarek milletimizi ye’se, bedbinliğe, karamsarlığa sürükleyip durmuş ve bugünkü kahrolası yabancılaşmayı başımıza musallat etmişlerdir.

Bütün bu anlattıklarımızın, aklı muhafaza ile çok ciddî alâka ve irtibatı vardır. Zira, kat’iyen inanıyoruz ki, bizim millî dertlerimiz, aklımızı başımıza almadıkça bitip tükenmeyecektir. Aklımızı başımıza almamız ise, ancak kendi kendimiz olmaya karar vermemizle mümkündür. Yani, kimliksizlik sarhoşluğundan kurtulabildiğimiz gün, her şey yeni bir çizgiye girecek ve her şey güzelleşecektir.

Aklın muhafazası konusu işlenirken içki ve diğer uyuşturucular üzerinde durulmalıydı denebilir; ben arz etmeye çalıştığım hususları daha önemli gördüm.

4. Malın Korunması

Mala düşkünlük insanın yapısında vardır. Dolayısıyla insana ayrıca mal-mülk sevgisi aşılamaya gerek yoktur. Önemli olan insandaki bu meyli müspete kanalize etmektir ve zaten İslâm da bunu yapmıştır.

Kur’ân’a göre, erkek ve kadın kendi kazancının sahibidir.12 Bu âyet bir yönüyle malın muhterem oluşunu da işaretler. Malın bu özelliğindendir ki, korunması gereken beş esasa dahil edilmiştir. Fert, canını, ırzını korumak zorunda olduğu gibi malını da korumak zorundadır.

141