İçeriğe geç

Aslında, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet edilen birçok hadis de bu mânâyı teyit etmektedir. Bir hadis-i şerif, bu vazife yapılmadığı zaman vahyin bereketinin kesileceğini ifade eder ki, bu da artık o toplum içinde mütefekkir ve ilim adamları sadece ve sadece laf üretecekler ve düşüncelerinde hiçbir ilham esintisi olmayacak ve söyledikleri her söz kuru, yavan ve bütün cazibesi müphemliğine bağlı bir sürü laftan ibaret kalacak demektir. Günümüzü ve bizi ifade etmesi bakımından ne kadar mânidar!

Şu hâlde bizler, mü’minler olarak, münkeratın en küçüğünün dahi aramızda filizlenip boy atmasına fırsat vermemeliyiz. Zira çok defa önceleri küçük görünen bir münker, zamanla öyle yayılır ve öyle sârî bir illet hâline gelir ki, bazen bütün bir milleti, bazen de bütün bir dünyayı ve insanlığın büyük bir kısmını tehdit eden bir kanser, bir AIDS hâline gelebilir.

Hatta denebilir ki, bütün içtimaî bozukluklar hep böyle küçük görünen bir kısım münkeratın yaygınlaşmasından meydana gelmiştir. Tarihe bu zaviyeden bakıldığı zaman, yerle bir olmuş yüzlerce toplumun enkazının çehresinde bu gerçeği okumak mümkündür.

Her günahta küfre giden bir yol olduğu gibi, küçük-büyük ehemmiyetsiz görülen herhangi bir arıza da içtimaî hayatı tarumar edecek sonuçlara sebebiyet verebilir. Bu itibarla, her toplumun, böyle küçük de olsa, neticede herhangi bir sosyal probleme sebebiyet verecek hususlara karşı duyarlı olması şarttır. Kaldı ki bazen ferdî plandaki ufak bir sapma ve basit bir dengesizlik dahi umum bünyeyi sarsabilir.

29