Böyleleri için hayat çok kısa ve sınırlıdır; onun ne insanın emellerine cevap verecek bir vüs’at ve derinliği ne de hislerinin enginliği açısından ümit vaad eden bir yanı vardır. O fevkalâde vefasızdır; ne yemeye doyar ne de yedirmeye “Eyvallah!” eder. Senin olup olmadığı belli değildir; bir ömür boyu sırtında taşırsın da bilinmedik bir dönemeçte “Allah’a ısmarladık” demeden çeker gider. Evet, kimsenin elinde miadını gösteren bir senet yoktur. Yaş ortalaması denen sınır kime vefa yüzü gösterir, o da belli değildir. Mukadder gibi görülen ömrü son damlasına kadar yaşayanların sayısı belli şart ve belli ortamlara göre farklı farklıdır: İnsan herhangi bir sabah veya akşam ya da günün belirsiz bir saatinde, kendi hâlinde, her şeyden gafil, karşısına çıkacak sürprizlerden habersiz, bir yolda yürürken, şu veya bu şekilde bir iş görürken derlenip toparlanma fırsatını dahi bulamadan tutuştururlar eline tezkeresini ve Yunusça ifadesiyle “Bindirirler cansız ata / İndirirler zulmete / Ne ana var ne ata / Örtüp pinhân ederler.” Biter onun için her şey; kopmuştur arkada bıraktıklarından; maldan-menâlden, evlâd ü iyâlden. Bir hiçle karşılaşırlar ömür çerçevesinde ağlayıp sızlayanlar veya cenazesine koşanlar.