İçeriğe geç
“ Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra… Arkadan kefenini, gömleğini soydular. “ Aman kalkar!” deyip üstüne taşlar koydular, Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra. Yiğidim, hele anlatıver olup biteni! Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım… Ağlayıp da sinelerimizi dağlayalım, Yiğidim, hele anlatıver olup biteni. ………….. İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok, Tarihi yağmaladı bir düzine tâli’siz; Değerler altüst oldu, mukaddesat sahipsiz, İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok. Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel! Beyaz atının üzerinde bir sabah erken; Gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel!”

Ümit ve beklentilerimizin rengi, şivesi ne olursa olsun, yıkık bir rüyaya dönmüş o altın çağların ruhumda birer hicrana dönüşen elemini dindirmede zorlanıyor ve yer yer gözyaşlarımla serinlemeye çalışıyorum. Sağda-solda şafak emareleri arıyor, iç içe hatıralara inkılâp etmiş hülyalar içinde dolaşıyor ve tam bir çerçeveye oturtamadığım, belki de sığdıramadığım o tasavvurları aşkın pırıl pırıl çağları ciddî bir dâüssıla ile bir kere daha yâd ediyor ve inliyorum. Hâdiselerin daha bir karmaşıklaştığı ve her şeyin boz bulanık bir hâl aldığı şu günlerde bazen bütün bütün mazileşiyor, aydınlık günlerimize yöneliyor, onların üzerine abanıyor ve yaralı gönlümü yaşaran gözlerimle nefeslendirerek “Meğer ne âlî bir milletmişiz!” diyor, yüzümü, gözümü o muhteşem köke sürer gibi bir hülyaya dalıyorum.

89