İçeriğe geç

Kaldı ki, iman, azim ve düşünce hayatımızda –bir kısım zorluklar söz konusu olsa da– her zaman ciddî bir rejenerasyonun var olduğu da apaçık. Evet, şimdilik çelimsiz görünse de, hemen her yerde iradeler, varoluş gayelerinin dantelalarını örüyor, her yanda yükselen tevbeler, inabeler, münacatlar ve bunlar kadar mukaddes saydığımız, hak yolunda koşan hak erlerinin solukları, bir yeni türden gök ehline ne besteler ne besteler dinletiyor..! Dünyanın dört bir yanında, Hakk’a yalvarışlarla çınlayan kubbelerdeki aks-i sadânın –bir hadisin işaretine binaen– göklerde meleklerin muhaveresine mevzu teşkil ettiğini söylesem, zannediyorum mübalağa etmiş sayılmam. Bazılarımız itibarıyla, liyakatsizlik ve konumunun hakkını verememe her zaman söz konusu olsa da, dost firaseti ve düşman tecessüsünün birleşik noktasında duyulan sesin bizim diriliş neşidelerimiz olduğunda da şüphe yok.

Evet, şimdilerde yürüdüğümüz yolların bizi ulaştırdıkları meydanlardan, rıhtımlardan ümitlerimizde yaşattığımız enginliklere açılacağımız inancıyla –bütün bir toplum olarak öyle olmasak da– tıpkı Cennet yamaçlarında tenezzühe çıkmış gibi, ruh iklimimiz itibarıyla şevk ü tarab içindeyiz. Çok yakın bir gelecekte, güneş, ay ve yıldızlar bizim yamaçlarımızda, hayâ, iffet, vefa, sadakat, ilim aşkı, araştırma ruhu çiçekleri üzerinde doğup batacak. Gelip geçtiğimiz her yerde, bizim için kurulmuş bir tâk gibi hep gök kuşağının altında yürüyecek ve iç içe güzellikler yudumlayıp geçeceğimiz günler dizi dizi yollarda. Evet her yüzde tertemiz iffet duygusu, her sinede aşk u şevk feveranı, her tavırda ayrı bir uhrevî derinlik duyacağımız ve bir temâşâ zevkiyle güzellikten güzelliğe koşacağımız; koşup ak bahtımıza tebessümler yağdıracağımız günler, horozu ötmüş şafaklar gibi ufkun beri tarafında.

199