İçeriğe geç
43. Bölüm

Küfrün Bir Yüzü

Küfür; Allah’ın nimetlerini görmezlikten gelerek nankörlük etme anlamında bir kelime. Bir hareke farkıyla kefr, herhangi bir şeyin üzerini örtüp gizleme mânâsına gelir ki, tohumun toprağın bağrında, tomurcuğun da yapraklar arasında saklanması bir kefr olduğu gibi, onca delil, şahit, nimet, ihsan.. gibi inanma ve sevme sâiklerine rağmen insanın, bütün bunları görmezlikten gelerek Allah’ı inkârı ya da O’na karşı alâkasız kalması da hem bir küfür ve küfran hem de tam nankörlüktür.

Din açısından küfür, başta Allah inancı olmak üzere iman esaslarının bütününü veyahut bir kısmını inkâr etmeye denir ki, temelde, âfâkî-enfüsî şahitleri görmeme, her yandaki işaret ve işaretçilerden bir şey anlamama, hissetmeme gibi bir körlük, bir sağırlık, bir kalbsizlik ya da değişik sebeplerle bir inat, bir tuğyan ve bir temerrüdün mevcudiyeti demektir. Sebep ne olursa olsun, gönlünde küfür tohumu bulunan biri bu hissini; düşünceleri, sözleri ya da tavırlarıyla açığa vurunca kendini belli etmiş olur. Burada, küfrün temel esprisine ters bir açığa vurma söz konusu olsa da, “nefsü’l-emir”deki hakikatin örtbas edilip, hilâf-ı vakiin ilan edilmesi açısından yine de bir gizleme, bir saklama ve bir setretme var sayılır ki, isterseniz siz buna hakikati gizleyip O’nun hilâfını ilan etme de diyebilirsiniz..

323