İçeriğe geç

O günleri gören hemen hepimizin gönlünde, hislerinin derinliklerine sinmiş öyle engin mânâlar vardır ki, aradan bunca yıl geçip her şey sustuktan ve herkes şuraya-buraya dağıldıktan sonra bile, ruhlarımızın katmanlarında uğuldayıp duran o mânâları hâlâ duymakta ve ürpermekteyiz.

Tekye, hatıraların, ömürlerin kapkaranlık dönemlerinde dahi, hep bir gün geriye dönüp ruhlarımızı kucaklayacağı sinyallerini verdi.. ve o altın nefesiyle “hele biraz sabır!” deyip inledi.

Şimdi belki, bize ait pek çok şey gibi tekyenin de sesi kısıldı.. zaviye, dergâh, halka, mutrib bize bir şey söylemez oldu. Yahut biz onları duymaz olduk.. duymaz olduk da, ruhlarımız onları geçmişte arıyor ve hayallerimiz dönüp dönüp o döneme ait neşe, huzur ve itminan gecelerinden bir nefes bekliyor.

Tekye, bize veda ederken gözümüzün içine baka baka ve sayılamayacak kadar gurûb emarelerinin bağrında gidip ufka kapandı. Dönüşünün nasıl olacağını şimdiden kestirmek çok zor.. ve hele, Kitap yörüngeli ve Sünnet televvünlü hâliyle… Ama, belki de, hiç beklenmedik bir anda, tıpkı ne zaman geleceği belli olmayan bir kuyruklu yıldız gibi, bütün hususiyetleriyle ufkumuzu sarar ve vâridâtını bir kere daha her yana saçar.

76