İçeriğe geç

Olanların delâletiyle olacaklar hakkında ihtimaller yürütüyor ve diyoruz ki; bundan sonra da batı, en kaba, en derin bir taassupla İslâmiyet ve Müslümanlara düşman olduğunu fırsat buldukça gösterecek.. İslâm dünyasının ümit minberi, vahdet mihrabı olan Türkiye’yi tekrar ber tekrar sarsacak, kıskaca alacak, kan kusturacak ve ona huzur vermeyecektir. Böyle yapacaktır; zira asırlık emellerine ulaşmanın yolu bundan geçiyor. Böyle yapacaktır; çünkü o, bu sayede ayakta kalabileceğine inanmaktadır. Bugün o, Türkiye’nin İslâm dünyası nazarındaki nüfuz ve itibarını, kendi geleceği adına tehlikeli bulduğundan, ne pahasına olursa olsun, Türk milletine karşı liderliğe giden yolları tıkama kararındadır.

Evet, dünyada her şey ve herkes değişse de, batı, mağara ve dehlizlerde yaşadığı dönemdeki İslâm düşmanlığını bütün ürperticiliğiyle devam ettireceğe benzer…

Artık, böyle bir dünyadan merhamet bekleyenler aldanmış ve ona şirin görünmek için kendi değerlerini, kendi mukaddeslerini tezyif edenler ise, bindikleri dalı kesmiş olurlar. Onlarla bizim aramızdaki uçurumları doldurup hatt-ı muvâsalayı temin etmek imkânsızdır. Onlarla bizim aramızdaki mesafe tamamen onlara ait olduğundan, o boşluğu doldurmaya bizim gücümüz yetmez. Zaten onlar da, aradaki bu boşluğun kapanmasından daha ziyade, bütün bütün onlara iltihakımızı beklemekteler. Böyle bir isteğe cevab-ı sevap vermek ise, ya bir hıyanet veya akılsızlıktır.

Şimdiye kadar açıktan açığa böyle bir talebe “evet” diyen çıkmadı. Ama, yığınlar dolaylı yollardan hep böyle bir yok olmaya doğru itildi. İçte ve dışta bir kısım gizli güçler, saf kitleleri hep ölüm çukurlarının çevrelerinde dolaştırdı ve onlara özleriyle var olma fırsatını vermediler…

137