İçeriğe geç

Akl-ı selîm ve müspet düşünce karşısında her gün biraz daha kan kaybeden ve bütün bütün itibarını yitiren ruhanî sınıf, halkın içinde uyanan bu kin ve nefretlere sığınarak, İslâmiyet hakkındaki ebedî ve cibillî düşmanlıklarını devam ettirdiler. Bugün Avrupa ve Amerika’nın pek çok önemli ilim ve medeniyet merkezlerinde, İslâmiyet’in yeryüzünden silinmesi ve her şeye rağmen Hristiyanlığın neşredilmesi emeliyle yanıp tutuşan binlerce mutaassıp, bağnaz İslâm düşmanını görüp-göstermek mümkündür. Bu taassup ve bağnazlık, Avrupa ve Amerika’nın bazı merkezlerinde sadece birer tasavvur ve düşünce olarak da kalmıyor.. sık sık matbuata da aksettiği gibi, bugün, İslâm dünyasının en ücra yerlerine kadar sokulup misyonerlik faaliyetlerini sürdürenlerin hadd ü hesabı yok.. ve yine bugün, İngiltere, Fransa ve Amerika’daki İslâm’ı karalama ve Hristiyanlığı neşretme cemiyetlerine ayrılan paralar, bizlere dehşet ve ürperti verecek mahiyettedir. İnsan, bu uğurda sarf edilen dolar, sterlin, mark ve frankların korkunç miktarını duydukça, kendini Orta Çağ’ın o en karanlık yıllarında Pierre Lermit’lerin çığlıklarıyla kükremiş haçlılar arasında sanıyor.

Evet, hep medenî geçinen bu insafsız dünyanın, İslâm hakkındaki tasavvur, düşünce ve kriterlerini duydukça insan, ister istemez şu kanaate varıyor: Yeryüzünde İslâm’ın nuru parladıkça, hilâlin şevketi devam ettikçe ne haçlı kin ve nefreti yatışacağa benziyor ne de İslâm dünyası işgalden kurtulacağa…

Öyle anlaşılıyor ki, Araplar bütünüyle Hristiyanlaştırılacağı –bu hiçbir zaman olmayacaktır ve olmasın!– Türkler de Altay dağları ötesine sürüleceği güne kadar –Rabbim o günleri göstermesin!– batılıların baskı, boykot, ambargo ve işgalleri –en yeni ve canlı misalini Körfez krizi münasebetiyle yaşadık– devam edecek.. ve Rişar’ların, Barbaros Frederik’lerin torunlarını, kan içmek üzere sık sık yamaçlarımızda görecek, tiksinecek ve ürpereceğiz…

136