İçeriğe geç

Hizmet erlerinin bazen sarsıldıkları ve şiddetli bir zelzelenin merkez üssünde yaşama tâli’sizliğine uğramış cisimlerin bozulup dağılması, şuraya-buraya saçılması gibi dağıldıkları da olur; ama, bu kat’iyen temadî etmez ve hele “çözülme fasit dairesi” içine asla girmez. Siz, “çözüldü çözülüyor”, dediğiniz zaman, bir de bakarsınız, bir kuvve-i kudsiyye1 ile bütün parçalar bir araya gelmiş, o azametli kubbe tamamen eski halini almış.. bazen de düz yolda umumî heyetten ayrılıp tek başına yürüyenler olur.. bunlar, tıpkı sürüden ayrılıp bir miktar havada kanat gererek durduktan sonra, yeniden yoluna devam eden turnalar gibidirler; azıcık toplumdan ayrılsalar da, hemen “Kidtu uhlek”2 der ve gider merkeze iltihak ederler.

Bazen bu şevk dolu sineler, harikalara açık ruh güçlerinin bir örneği olarak tevfik yamaçlarında öyle şeyler sergilerler ki; insan “İşte bunlar, onlar!” deyip kendini nebilerin vaadinde, velilerin yâdında yaşanagelen kudsîlerin arasında sanır ve onların şimşek bakışlarında, en yakından en uzağa kadar bütün ümit enginliklerini birden müşâhede eder.

Bazen onların aşk u şevklerinin genişliği ile, ümitlerimiz, tasavvurlarımız, beklentilerimiz o kadar enginleşir ki, cihan hâkimiyeti mefkûremiz göklerin ve yerin istiab edemeyeceği genişliğe ulaşır ve fütuhat neşideleri ile inler.. inler de, bize yepyeni bir perdenin yepyeni bir şivesi ile neler ve neler anlatır..!

Bazen onlar, bütün duyguları ile bahara uyanmış da, her şeyden kâm alma arzusuyla bir oraya, bir buraya koşan neşenin çocukları gibi, hayallerinde dağlar aşar, ovalardan-obalardan geçer.. tıpkı arılar gibi her şeye konar kalkar; bin-bir güzellikle kucaklaşır ve doyma bilmeyen bir arzu ile bir ömür boyu göç eder dururlar.

64