İçeriğe geç

Yeni insan, her türlü haricî tesirlerden sıyrılabilmiş ve kendi kendine ayakta durmaya kararlı bir şahsiyet insanıdır. Doğu-batı, ayağına pranga vurup onu esir edemeyeceği gibi, mânâ köküne ters “izm”ler de, ona yol-yön değiştirtemeyecek ve hatta yerinden kıpırdatamayacaktır. Evet onun, düşüncesi hür, iradesi hür, tasavvurları hür ve hürriyeti de Allah’a kulluğu ölçüsündedir. Başkalarına benzemeye, başkalarına özenmeye değil, kendi kendine benzemeye ve tarihî dinamiklerle bezenmeye çalışacaktır.

Yeni insan, düşünen, araştıran, inanan, ruhaniyata açık ve ruhanî zevklerle dopdolu bir insandır. O kendi dünyasını kurma yolunda, azamî derecede çağının imkânlarından yararlanmanın yanında, kendi millî ve mânevî değerlerine de sahip çıkarak çok farklı bir performans ortaya koyacaktır.

Şanlı geçmişindeki inananlar gibi inanacak, düşünenler gibi düşünecek; onlar gibi soluklarını duyurma arzusuyla şahlanacak ve onlar gibi karanlıkların bağrına nurlar saçacak.. bunları yaparken de, derin bir vefa hissiyle bir lahza bile Hak düşüncesinden ayrılmayacak.. Hakk’ı tutup kaldırmak için her gün birkaç defa ölüp ölüp dirilecek.. icabında yurt-yuva, evlad ü iyâl her şeyi terk etmeye hazır olacak.. mal-can kaygısına, refah-saadet arzusuna kapılmadan bugün mazhar olduğu her şeyi, yakın-uzak milletinin istikbali yolunda tek zerresini dahi zayi etmeden tohumları toprağın bağrına saçtığı gibi, Hakk’ın inayet yamaçlarına saçacak, sonra kuluçkanın yumurta ve civcivler üzerine abandığı gibi bir ızdırap ve bekleyiş faslına girerek inleyip kıvranacak, ürperip yakarışa geçecek ve her gün ölüp ölüp dirilecek. Hak yolunda olmayı, Hak yolunda ölmeyi hayatının gayesi bilecek ve böyle bir gayeyi fevt etmiş olmayı da şahsı adına telafisi imkânsız en büyük bir kayıp sayacak…

165