Her gün biraz daha güçlü, biraz daha azimli, biraz daha iradeli ve soluk soluğa koştukları bu yolda, ruhlarının ebedîleştiğini, sonsuzluk düşüncesinin bütün benliklerini sardığını, cismaniyet ve bedenin ağırlıklarından kurtularak melekler gibi birer mânevî varlığa inkılap ettiklerini duyan ve bu yüksek ruh haletinden ayrılmayı asla düşünmeyen bu hasbî ruhlar, gönül verdikleri bu aydınlık yoldan uzaklaşmayı en büyük günah sayacak ve görüp sezdikleri ışıklara, ruhlarını dolduran seslere, daha doğrusu Hakk’ın, gönüllerine saldığı ezelî vaadlere doğru ve geçmiş ömürlerimizi yeniden bize kazandırmak, her biri birer hatıra, şuraya buraya dağılmış bir gül devrinin bütün güzelliklerini bir araya getirmek, sonra da bizlere bütün zamanları birden yaşatmak için kendilerini Cennet esintilerine kaptırmış gibi, alabildiğine şevkli, alabildiğine neşeli, hiçbir şeye takılıp kalmadan, fevkalâde kıvrak, çalımlı ve tıpkı bir zafer yürüyüşüyle hayatın daha bahtlı, daha intizamlı olduğu iklimlere koşacak ve bizlere, gönüllerimize, hülyalarımıza, emellerimize sığmayan en tatlı devirleri yaşatacaklar.