İçeriğe geç

Kâbe, dost mahremiyetine açık bir haremlik, çevresi ise ağyâra da açık bir selâmlık; Safâ-Merve hakikat semasını temâşa için hazırlanmış birer kameriye, Makam-ı İbrahim ötelere yükselten nurlu bir merdiven, Zemzem kuyusu da bu aşk meclisinde bir sâkî gibidir. Bunların bütünü aşk yolcusunu birden selâmlayınca, insan âdeta uhrevîleşir, ruhuna açılan pencerelerle “melekût âlemi”ni temâşâya başlar ve bütün bütün insan muhayyilesi, öyle geniş ufuklara yelken açar ki, bir adım daha atsa kendini ötelerin hülyalı mavilikleri içine girecekmiş gibi sanır…

Kâbe, yeryüzü binalarındandır ve gerekli materyal de kendi çevresinden tedarik edilerek inşa edilmiştir; ama sanki o, amâ’nın4 bağrında kök salıp gelişmiş ve bütün varlığın esrarını ruhunda taşıyan bir nilüfer gibidir; hem arzla hem de semasıyla doğrudan doğruya olmasa bile dolaylı bir alâkasının var olduğu sezilir. O, geçmiş bütün devirlerden değişik çizgilerle en asil, en soylu, en eski bir tarihî pırlanta ve aynı zamanda değerini kat kat artırarak hep yeni kalabilmiş atik ve antik bir binadır; Hazreti Âdem, sulbünden gelen bütün nesillerin ruh, karakter ve mizaçlarında en önemli bir kaynak olduğu gibi; Kâbe de yeryüzünde bina ve inşaat vak’asının ruh, mânâ ve muhtevasını taşıyan sırlı bir evdir.

188