Her canlının bir gelişme ve değişip güzelleşme yeri olan bu dünyada, eşyaya ruh gözüyle bakılabilse, her tarafta Kudret mucizelerinin parıldadığı görülecektir: Ağaçlar, damarlarında hayat suyunun akıp durduğu muhteşem, sevimli birer canlı; dal ve yapraklar, kollarını açmış yalvaran birer âbid; toprak her lahza ayrı bir diriliş heyecanıyla fıkırdayıp duran harikalar meşheri.. ve her tarafta, hava ile, su ile, güneş ile bütünleşen yemyeşil yapraklar ve onlardan fışkıran hayat.. derken, her şeyin, renkler, çiçekler ve tatlı meyvelere doğru sel gibi akması…
Evet, insan, ruhuyla gözleri arasındaki perdeyi kaldırıp idrakine mâni tıkanıklıkları açabilse, renkler, kokular ve baş döndürücü desenleriyle her yanımızı saran tabiat kitabının güzellikleri, onun ruhuna aksedecek ve onu nefsanîlik zindanlarından kurtararak Cennet koridorlarında dolaştıracaktır. Böyleleri, gözlerinin gördüğü, fikirlerinin ulaşabildiği her yeri, en lezzetli meyveler, en çarpıcı manzara ve levhalarla donatılmış bulacak; kalb, ruh, göz ve kulaklarıyla da bu manzara ve levhalardan istifade edip kendilerinden geçeceklerdir.
Bizlerde, zevk alma ve istifade etme duygularını var eden Kudret, çevremizi de Cennet bahçelerine çevirmiştir. Bu münasebeti kavramanın insan gönlünde meydana getireceği vâridât ne muhteşem ve her hâdiseyle gönüllerimizi aydınlığa boğan Gizli Zât ne mübeccel ve ne lütufkârdır..!