İnsanlığa karşı büyük cürümler işlemiş bir avuç sergerdandan sonra, son asırları kuşkuyla karşılayan ve yeniden sebep ve neticeleri kurcalama lüzumunu duyan bu dönemin irfan ordusu, hürmet duyduğumuz muallimlik müessesesini bize iade edecek gibidir.. toplumun yüreğini hoplatacak, himmetini bileyecek; zihinlere aydınlık ve kalblere kuvvet kazandıracak muallimliği… Evet, bu muallimlik sayesinde talebenin öteler ötesiyle münasebete geçmesi temin edilecek ve o yüce âlemlerden gelen mesajlarla, talebe, şahsî idrakinin kat kat üstünde ilhamlara mazhar olacaktır. Aslında “Mutlak”la temasa geçmeye yaramayan ilimle ne yüce terkiplere varılabilir ne de eşyanın yüzüne aydınlık getirilebilir. Böyle bir ilim, çok defa varlıktaki esrarı inkâr ettiren bir ilhad veya kalbleri tereddütlere boğan bir şüpheciliğe götürür. Talebesini bu hâle getiren üstad ise, o da ya bir mülhid veya bir septisttir; ama, kat’iyen ve asla bir muallim değildir.
Onun içindir ki, öteden beri en duru, en doğru dersi, hiç aldanmaz ve aldatmaz olan, güzide nebiler topluluğu temsil etmişlerdir. Herkese açık ve her yaşta müdavimleri bulunan nebiler mektebi, bütün bir hayatı içine alır ve bütün bir hayat boyu da devam eder. Her yer bu mektebin sınıfları ve her fert de bu irfan ocağının ya muallimi veya tâli’li bir talebesi olmuştur.