Kendi saadetlerine karşı yabancı ve alabildiğine diğergâmdırlar. Nübüvvetin özünden gelen bir uzantı ile daha çok başkalarının lezzet ve acılarıyla dolu ve onlar için vardırlar.
Kararlı ve azimlidirler. Ayaklarının önünde bin bahar sökün etse, yine de yol ve yön değiştirmezler. Onlara göre makam aldatıcı bir tahterevalli, mansıp buz üzerine bir yazı, servet fırtınalarla yer değiştiren çer çöpten ibarettir.
Solmayan güzelliklere gönül kaptırmış bu yüce kametler için, Cennet hurilerinin perdedarlığı5 dahi onların gözlerini kaydıramaz ve bakışlarını bulandıramaz. Nerede kaldı ki, fenâ ve zeval içinde yuvarlanan eşya, onların gözlerinin akına leke olsun…!
Şan ve şeref onların en çok nefret ettiği şeylerdir. Şöhret uğruna verilen her kavgayı bir komedi, her mübarezeyi bir donkişotluk sayarlar. Gökler ötesi âlemlerden aldıkları “Bundan evvel ‘Hakk’a teslim olmuşlar’ unvanını, size O verdi.”6 iltifatıyla, ne Nobel ödüllerine, ne gazetelerde reklama ihtiyaç hissetmezler. İhtiyaç hissetmek şöyle dursun, nam u nişan arama uğrunda, her cehd, onların nazarında, insanın mahiyetine karşı bir suikast ve onu zelil kılmadan ibarettir.
Gönül eridirler: İçleri aydın, duyguları duru, düşünceleri iç içe mârifet peteği ve atmosferleri huzurdan bir Cennet’tir. Onlarla hemhâl olanlar saadet bulur. Onlardan uzak kalan huzurdan da uzak kalır.
Gönülleri hür ve alabildiğine serazattır. Hiçbir fâni kement, o sülün boyunlara tasmalık edememiştir. Ne var ki, Hakk’a esaret de onların en yüce şiarıdır. “Kul oldum, kul oldum… Her bende, hürriyete erince şâd olur. Ben Sana kulluğumla gıpta ve sevince erdim.”(Mevlâna) sözü, gönüllerinin hürriyet ve esaret destanıdır. İhtiraslar onların ufkunu kirletmez. Şehvetler, dünyalarında konaklayacak yer bulamaz. Onların geceleri, sabah duruluğunda, gündüzleri de cennetasâdır.7
Dipnotlar
- 5 Perdedar: Perdeci.
- 6 Hac sûresi, 22/78.
- 7 Cennetasâ: Cennet gibi.