İçeriğe geç

Dün onun düşmanı sadece sonradan özür dileyen bir kısım mutaassıp diyanet mensuplarıydı. Şimdi “Lanet ile anılan o cebâbirenin4 en küstahına binler rahmet okutan” milletimize düşman firavunlar var sahnede… Vâkıa ilk düşmanlık, salîbin etrafında toplananlarla başlamıştı. Şimdi ise o, yerini, daha korkunç ve daha kalıcı düşmanlıklara bırakmış gibidir.

Bu millet Avrupa’ya adım attığı günden itibaren, bazı diyanet mensuplarının kin ve husumetini üzerinde topladı. Bu husumet ve kin, Bulgarı, Sırplıyla; Macarı, Yunanlıyla yan yana getiriyor ve bir kilise cephesi teşkil ediyordu. Çok eskilere dayanan salîbin bu düşmanlığı, Haçlı seferleri esnasında, milyonlarca insanın seylaplar teşkil eden kanlarıyla bile dinmemişti. Kudüs’ün elden çıkmış olduğunu gören Frederik’ler, Rişar’lar, Filip’ler, İstanbul’un da aynı şekilde elden çıkacağını düşündükçe kuduruyor ve kudurdukça da yeni intikam orduları teşkil ediyorlardı.

Uzun asırlar Avrupalının vicdanında sadece kin ve nefret hisleri uyarıldı ve Cennet’in esrarlı anahtarları diye İslam dünyasını ve hususiyle bu dünyanın Batı karşısında son karakolu olan bu yüce milleti kana, irine boğma yolu gösterildi.

Ehl-i salîb, amansız bir kasırga dehşeti ve bir lav şiddetiyle, bu dünyayı bir baştan bir başa istila ediyor; bu millet ise, bu korkunç yangını bağrında söndürüyor ve tarihî mesuliyetini yerine getiriyordu. Keşke mesele, sadece haricî tecavüzlerden ibaret olsaydı. Gövdenin içine girmiş binlerce kurt, içten içe durmadan onu kemiriyor ve dışın tecavüzüne yeni yeni gedikler açıyordu…

Bu boğuşma ve mukavemet asırlarca sürdü. Ne haricin Romen Diyojenleri, ne de evin içindeki Ebû Leheb’in torunları, onun azim ve iradesine kement vuramadılar. O, bütün bunları aştı ve her şeye rağmen emanete sadakat vazifesini bihakkın yerine getirebildi.!

82