İçeriğe geç

Bütün bunların yanında Kur’ân, –zamanın tevil ve tefsirine emanet– gelecekle alâkalı ihbarlarında o kadar açık bir üslupla meseleleri ortaya koyar ki bütün bunlar İlm-i Muhit-i İlâhî’ye verilmediği takdirde makûl bir izahı mümkün olmayacaktır. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’da bu türden de onlarca âyet-i kerime göstermek mümkündür.. ve bu âyetlerden her biri هٰذَا كَلَامُ اللّٰهِ “İşte bu, Allah’ın kelâmıdır.” diyen birer şahid-i sadık mahiyetindedir. Bu cümleden olarak o, لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِنْ شَۤاءَ اللّٰهُ اٰمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ... “İnşâallah, siz kiminiz başını tamamen tıraş etmiş, kiminiz de saçlarını kısaltmış olarak, herhangi bir korku söz konusu olmadan mutlaka Mescid-i Haram’a gireceksiniz...” (Fetih sûresi, 48/27) şeklinde ferman etmiştir. Aylar ve aylar önce bu çerçevede verdiği haberler mevsimi gelince bir bir gerçekleşmiş ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ “Muhammed, Allah’ın Resûlü’dür.” hakikati bir kere daha vurgulanmıştır.

21