İçeriğe geç

Bu cümleden olarak Mü’minûn Sûresi’nde konu daha bir detaylı anlatılarak şöyle buyrulur: وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ۝ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ۝ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ “Andolsun ki Biz, insanı bir “sülâle”den (çamur, balçık özü veya bunların ihtiva ettiği elementler) yarattık. Sonra onu (bu unsurları, erkeklerin spermi ve kadınların yumurtası) “nutfe” (zigot) hâline getirdik ve bu zigotu sağlam (tam donanımlı) bir yere yerleştirdik. Daha sonra bu “nutfe”yi (rahmin cidarlarına) yapışan, tutunan bir “alaka” hâline getirdik; müteakiben o “alaka”yı “mudğa”ya (belli belirsiz bir çiğnem ete) çevirdik; bundan sonra da o “mudğa”yı kemiklere dönüştürdük; bunun ardından, kemiklere et giydirdik. (Bütün bu vetirenin sonunda) onu hiçbir canlıya benzemeyen harika bir yaratılışa mazhar eyledik. Yarattığı her şeyi en güzel şekilde halk u takdir eden Allah’ın şanı ne yücedir!” (Mü’minûn sûresi, 23/12-14) Tercüme azizliği ve mütercimin ufuk darlığına rağmen konu o kadar açıktır ki, buna ilâhî mucize demenin ötesinde bir şey söylemek mümkün değildir. Hac Sûre-i Celîlesinin beşinci âyeti ise oraya mahsus siyak ve sibak çerçevesinde mevzuu bir kez daha vurgular ve münsif vicdanlara bir kere daha هٰذَا كَلَامُ اللّٰهِ dedirtir.

Aslında konuya müteallik onlarca âyetten bahsetmek mümkündür ama embriyolojiyle alâkalı bu hususu da noktalayarak yine bu Mu’cizbeyan Kitab’ın farklı bir mucizesine temas etmek istiyoruz.

28