Resûl-u Ekrem Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam) hakkında olmasını uygun gördük. İkincisi de inşallah namaza ve ibadete dair olacaktır.
Bu konuları bize ders verecek bir eser aradık. Nihayet bu hayatî ve ebedî ihtiyacımızı asrımızın anlayışına uygun ve ikna edici bir tarzda ders veren, yarım asra yakındır büyük bir güven ve emniyete mazhar ve en muteber dinî eser olan Risale-i Nur’u seçtik. Şimdi ilk konferansımızın niçin imana dair olduğunu izah edip bu eser ve müellifi hakkında kısaca bilgi vereceğiz. Şöyle ki:
Bu asırda din ve İslamiyet düşmanları, önce imanın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak planını, programlarının birinci sırasına koymuşlardır. Bilhassa bu yirmi beş sene içinde, tarihte görülmemiş bir şekilde, münafıkça ve çeşit çeşit maskeler altında iman esaslarına yapılan suikastlar pek dehşetli olmuş, çok yıkıcı planlar uygulanmıştır.
Halbuki iman esaslarından biri hakkında ortaya çıkacak bir şüphe veya inkâr, dinin teferruatında yapılan lâkaytlıktan çok daha zararlıdır ve felâkettir. Bunun içindir ki, şimdi en mühim iş, taklidî imanı tahkikî imana çevirerek kuvvetlendirmek, imanı takviye etmek ve kurtarmaktır. Her şeyden çok imanın esaslarıyla meşgul olmak mutlak bir zaruret, vazgeçilmez bir ihtiyaç, hatta mecburiyet haline gelmiştir. Bu, Türkiye’de olduğu gibi İslam dünyasında da böyledir.
Evet, temelleri yıpratılmış bir binanın odalarını tamir etmeye ve süslemeye çalışmak, o binanın yıkılmaması için nasıl bir fayda sağlayabilir? Köklerinin çürütülmesine çabalanan bir ağacın kurumaması için dal ve yapraklarını ilaçlayarak tedbir almaya çalışmanın, o ağacın yaşamasına bir faydası olur mu?..
İnsan bir saray gibidir, temelleri iman esaslarıdır. Bir ağaç gibidir, kökü imanın şartlarıdır. İmanın şartlarından en mühimi ise “iman-ı billah”, yani Allah’a imandır. Sonra peygamberlere ve ölümden sonra dirilişe inanmaktır. Bu sebeple bir insanın en başta elde etmeye çalışması gereken ilim, iman ilmidir. O, ilimlerin esası, şahı, padişahıdır.
İman, yalnız basit bir tasdikten ibaret değildir; onun pek çok mertebesi vardır. Taklidî bir iman, bilhassa bu zamandaki dalâlet, sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner. Tahkikî iman ise sarsılmaz, sönmez
Dipnotlar
- Tahkikî iman: İmana dair meseleleri delillleriyle bilmek, yaşamak ve tabiatına mal etmekle kazanılan sarsılmaz iman.