İlahi Kudret Karşısında Her Şey Eşittir
مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ
Zâta ait bir kudrettir, ezelîdir; içine acz giremez.
Onda mertebeler yoktur, mâniler müdahale edemez.
İster küll, ister cüz nispet edilse fark göstermez.
Çünkü her şey bağlıdır her şeyle. Her şeyi yapamayan bir tek şeyi de yapamaz.
* * *
Kâinatı Elinde Tutamayan, Bir Zerreyi Bile Yaratamaz
Dünyamızı, güneşi, yıldızları şu sınırsız fezânın başına ve sinesine takacak,
Tespih gibi dizip kaldıracak kadar kuvvetli bir ele sahip olmayan, Dünyada hiçbir şeyi yarattığını iddia edemez.
* * *
Bir Türe Hayat Vermek, Bir Ferde Hayat Vermek Gibidir
Nasıl ki, ölümün rengine boyanmış bir şekilde kışın uyuyan bir sineğe hayat vermek Allah’ın kudretine ağır gelmez.
İşte şu dünyanın ölümü de, diriltilmesi de öyledir. Bütün canlılara hayat vermek O’na zor gelmez.
* * *
Tabiat, İlahî Bir Sanattır
Tabiat tab eden değil, matbaadır. Nakkaş değil, bir nakıştır.
Değildir fâil, o bir kabildir. Değil kaynak, o bir vasıtadır, tezgâhtır. Değildir nâzım, o nizamdır.
Değildir kudret, o kanundur.
İradî bir şeriattır, haricî bir hakikat değil.
* * *
Dipnotlar
- “Sizin hepinizi yaratmak da, ölümünüzün ardından (ahirette) hepinizi diriltmek de (O’nun için) ancak bir kişiyi yaratmak ve diriltmek gibidir.” (Lokman sûresi, 31/28)
- Kabil: Kabul eden, mümkün olan.