kanunların görünen uçları, arkalarında birer İsm-i Âzam’ı ve o İsm-i Âzam’ın en büyük tecellilerini gösteriyor. O tecellilerden anlaşılıyor ki:
Diğer varlıklar gibi şu dünyadaki zerreler de gayet yüce hikmetler için kaderin çizdiği sınır üzerine kudretin koyduğu yaratılış kanunlarına göre, hassas bir ilmî ölçüyle hareket ediyorlar. Âdeta başka, yüksek bir âleme gitmeye hazırlanıyorlar. Öyleyse canlıların cisimleri, o yolcu zerrelere âdeta birer okul, birer kışla, terbiye için birer misafirhane hükmündedir. Ve böyle olduğu, yanılmaz bir sezgiyle, bir hisle anlaşılabilir.
Kısacası: Birinci Söz’de denildiği ve ispat edildiği gibi, her şey “Bismillah” der. İşte bütün varlıklar gibi her bir zerre ve zerrelerin her bir kısmı, her bir hususi topluluğu da hal diliyle “Bismillah” der, öyle hareket eder.
Evet, bu üç “Nokta”nın sırrıyla; her bir zerre, hareketinin başında hal diliyle “Bismillahirrahmânirrahîm”, yani “Ben, Allah’ın adıyla, O’nun hesabına, izniyle, kuvvetiyle hareket ediyorum.” der. Sonra hareketinin neticesinde, her varlık gibi her bir zerre ve her bir zerre topluluğu da hal diliyle اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ der, Cenâb-ı Hakk’a bir övgü kasidesi hükmünde olan sanatlı bir varlığın nakışlarında, kudretin küçük bir kalem ucu hükmünde görünür. Belki her biri; manevî, Rabbanî, muazzam ve sayısız başı bulunan bir fonografın birer plağı hükmündeki varlıkların üstünde dönen, Cenâb-ı Hakk’a hamd kasideleriyle onları konuşturan ve O’nu tesbih bestelerini okutan birer iğne başı şeklinde kendini gösterir.
Dipnotlar
- Haşiye: Çünkü açıkça görüldüğü gibi, gayet cömertçe bir faaliyetle şu maddî, yoğun ve süflî âleme hayat nurunun çokça serpilmesi ve âlemin ışıklandırılması, hatta en kıymetsiz maddelerin ve çürümüş cisimlerin taze bir hayat nuruyla ışıklandırılması, o kesif ve kıymetsiz maddelerin yine hayat nuruyla güzelleştirilmesi, cilâlanması neredeyse apaçık bir şekilde işaret ediyor ki: Şu maddî, cansız âlem gayet latif, yüce, pak ve her şeyiyle canlı olan bir başka âlem hesabına; zerrelerin hareketiyle, hayatın nuruyla cilâlanıyor, eritiliyor ve güzelleştiriliyor. Âdeta daha güzel bir âleme gitmek için süsleniyor. İşte insanın öldükten sonra bedenen diriltileceğini aklına sığıştıramayan dar akıllı kimseler, Kur’an’ın nuruyla baksalar görecekler ki: Kâinatta, bütün zerreleri bir ordu gibi diriltecek kadar geniş bir “kayyumiyet kanunu” vardır ve açıkça hükmediyor.
- Bkz. İsrâ sûresi, 17/44.
- “Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah’adır.” (Fâtiha sûresi, 1/2)
- Gramofon.