kalkamayan bir adam farz edelim. O kulübeciğin kapısından içeri bir dirhem kadar küçük taş, kemik ve pamuk gibi maddeler veriliyor olsun. Eğer o kulübecikten batmanlarca şeker, toplarca çuha, binlerce mücevher, gayet sanatlı ve değerli taşlarla süslenmiş elbiseler, lezzetli yiyecekler çıksa, zerre kadar aklı bulunan, “O adam, mucizeler gösteren bir zâtın mucizelerinin kaynağı olan fabrikasının bekçisi veyahut miskin kapıcısıdır.” diyecektir.
Aynen öyle de, havadaki her bir zerrenin; Samed Yaratıcının birer mektubu, ilahî sanatın birer antikası, birer kudret mucizesi, birer hikmet harikası olan bitki ve ağaçlardaki, çiçek ve meyvelerdeki hareket ve hizmetleri, onların Sâni ve Hakîm, Fâtır ve Kerim, celâl ve cemâl sahibi bir Zât’ın emri ve iradesiyle hareket ettiğini gösterir. Toprağın her bir zerresi de ayrı birer makine ve tezgâh, ayrı birer matbaa, hazine ve antika, Sâni-i Zülcelâl’in isimlerini bildiren birer ilanname ve kemâl vasıflarını söyleyen birer kaside hükmündeki o tohumcukların, o çekirdeklerin sümbüllerine, ağaçlarına kaynak ve yuvadır. Bütün bunlar “Ol!” emrinin sahibi, her şeye mâlik, her şey kendisine itaat eden bir Sâni-i Zülcelâl’in emriyle, izniyle, iradesiyle, kuvvetiyle olur ve bu, iki kere iki dört eder derecesinde kesindir. Âmennâ…
İkinci Bahis
Zerrelerin hareketlerindeki vazife ve hikmetlere küçük bir işarettir. Evet, akılları gözlerine inmiş maddeciler, hikmetsiz ve gayesizlik esasına dayanan felsefeleriyle zerrelerin güya tesadüfe bağlı olan hareketlerini bütün kanunlarına temel kabul etmiş ve Cenâb-ı Hakk’ın benzersiz eserlerine kaynak göstermişler. Onların, sayısız hikmetle donatılmış varlıkları hikmetsiz, mânâsız, karmakarışık bir şeye dayandırmalarının ne kadar akıl dışı olduğunu zerre miktar şuuru bulunan bilir.
Dipnotlar
- Batman: 7,692 kilogramlık ağırlık ölçüsü. Dirhemin 2400 katı.
- “(O, bir şeyi yaratmak isteyince sadece) ‘ol!’ der, o da oluverir.” (Bakara sûresi, 2/117; Âl-i İmran sûresi, 3/47, 59; En’âm sûresi, 6/73; Nahl sûresi, 16/40 …)
- Bkz. Yâsîn sûresi, 36/82.
- Bkz. Nahl sûresi, 16/13, 79.
- Bkz. Yâsîn sûresi, 36/82.
- Bkz. A’râf sûresi, 7/58; İbrahim sûresi, 14/11.
- Bkz. Ra’d sûresi, 13/11; İsrâ sûresi, 17/16; Yâsîn sûresi, 36/82.
- Bkz. Kehf sûresi, 18/39.