aslındaki ve gelecek neslindeki düzenin kaynağı olan ve Cenâb-ı Hakk’ın ilminin ve emrinin bir unvanı bulunan “İmam-ı Mübin”in düsturları ve yazısı altında, şimdiki zamanda ve şu görünen âlemde eşyanın yaratılışındaki tasarrufun zeminidir. İlahî kudret ve iradenin bir unvanı olan “Kitab-ı Mübin”den çoğaltılarak, akıp giden zamanın hakikati ve misalî sayfaları olan “Levh-i Mahv ve İspat”ta kudret kelimelerinin yazılıp çizilmesinden meydana gelen hareketler ve manidar titreşimlerdir.
Birinci Nokta
İki bahistir
Birinci Bahis
Her zerrede -hem hareket ederken hem dururken- güneş gibi iki tevhid nuru parlıyor. Çünkü -Onuncu Söz’ün “Birinci İşaret”inde kısaca ve Yirmi İkinci Söz’de etraflıca ispat edildiği gibi- her bir zerre eğer Cenâb-ı Hakk’ın memuru olmazsa, O’nun izni ve tasarrufuyla, ilmi ve kudretiyle hareket etmezse o vakit her zerrenin sonsuz bir ilme ve sınırsız bir kudrete sahip olması gerekir. Her zerrenin her şeyi gören bir gözü, her şeye bakan bir yüzü bulunduğunu, her şeye sözünün geçtiğini kabul etmek lâzım gelir. Çünkü hava ve su gibi unsurların her bir zerresi, her bir canlının vücudunda muntazam bir şekilde işler veya işleyebilir. Halbuki eşyanın düzeni ve yaratılış kanunları birbirinden farklıdır. Bir zerre o kanunları bilmezse işleyemez, işlese de bunu hatasız yapamaz. Halbuki hepsi kusursuz işliyor. Öyleyse canlıların vücudunda hizmet eden o zerreler ya sınırsız bir ilim sahibinin izni ve emriyle, ilmi ve iradesiyle işlerini görüyor veyahut kendilerinde öyle kuşatıcı bir ilim ve kudret bulunur.
Evet, havanın her bir zerresi, her canlının vücuduna, her bir çiçeğin her meyvesine, her yaprağın içine girip işleyebilir. Halbuki varlıkların oluşum kanunları farklıdır, başka başka yaratılış hususiyetleri bulunur.