kendisiyle kıyaslayıp Cenâb-ı Hakk’ın mülkünü onlara ve sebeplere bölüştürür. Gayet büyük bir şirke düşer, إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ ayetinin mânâsını gösterir. Evet, nasıl ki devlet hazinesine ait maldan kırk para çalan bir adam, ancak onu gören bütün arkadaşlarının birer dirhem almasını kabul ederse bunu hazmedebilir. Aynen öyle de, “Ben kendime mâlikim” diyen insan, “Her şey kendine mâliktir.” demeye ve buna inanmaya mecburdur.
İşte benlik, şu haince vaziyetteyken mutlak bir cehalet içindedir. Binlerce ilme sahip olsa bile, bilmediğini de bilmeyen tam bir cahildir. Çünkü duyguları ve fikirleri kâinattaki marifet nurlarını görüp hissettiği vakit, nefsinde onları tasdik edecek, aydınlatacak ve devam ettirecek bir destek bulamadığı için o nurlar söner. Gelen her şey, nefsindeki renklere boyanır. Hikmetin ta kendisi olsa nefsinde tamamen abes, gayesiz bir suret alır. Çünkü şu haldeki benliğin rengi şirk ve Allah’ı inkârdır. Bütün kâinat parlak delillerle dolsa da benlikteki karanlık bir nokta, onları söndürür, göze göstermez. On Birinci Söz’de insanın mahiyetinin ve mahiyetindeki benliğinin –Yaratıcısını gösteren yönüyle– ne kadar hassas bir mizan, doğru bir ölçek, kuşatıcı bir fihrist, mükemmel bir harita, her şeyi gösteren bir ayna, kâinatın güzel bir takvimi ve küçük bir örneği, defteri olduğu kesin bir şekilde, etraflıca izah edilmiştir. Ona bakabilirsin. O Söz’deki izahlarla yetinerek kısa kesiyor ve bu girişe son veriyoruz. Eğer bu kısmı anladıysan gel, hakikate geçiyoruz.
İşte bak, Hazreti Âdem zamanından şimdiye kadar iki büyük cereyan, iki fikir silsilesi her tarafta, insanlığın her tabakasında dal budak salmış iki büyük ağaç hükmündedir: Bunlardan biri, peygamberlerin kılavuzluğundaki dinler; diğeri ise felsefe silsilesidir. Böyle gelmiş, böyle gidiyor. Bu iki silsile ne zaman uyum içinde, birlikte yürümüşse yani felsefeciler ne zaman din dairesine girerek dinin emirlerine uyup ona hizmet etmişlerse, insanlık parlak bir saadet devri geçirmiştir. Ne zaman bu iki silsile ayrı gitmişse bütün hayır ve nur, peygamberler silsilesinin ve dinin tarafına toplanmış; şer ve dalâlet ise felsefenin tarafında birikmiştir. Şimdi bu iki silsilenin kaynaklarını ve esaslarını bulmalıyız.
Dipnotlar
- “Doğrusu şirk, pek büyük bir zulümdür.” (Lokman sûresi, 31/13).
- Dirhem: Yaklaşık üç grama denk gelen ağırlık ölçüsü.
- Bkz. Âraf sûresi, 7,146; Yûnus sûresi, 10/101; Yûsuf sûresi, 12/105; Nahl sûresi, 16/83; Neml sûresi, 27/4.