Mesela çok büyük bir gemi, en küçük oyuncak gibi çevrilebilir.
Beşinci Temsil: “Tecerrüt” sırrıdır.
Mesela maddilikten uzak bir mahiyet, en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün kısımlarına aynı derecede bakar ve eksilmeden, bölünmeden girer. Görünüşteki maddî hususiyetler müdahale edip onu şaşırtmaz. O maddeden sıyrılmış mahiyetin, kısımlarına bakışını değiştirmez. Mesela iğne gibi bir balık, bir balina misali o soyut mahiyete sahiptir. Bir mikrop, bir gergedanla aynı hayvanî mahiyeti taşır.
Altıncı Temsil: “İtaat” sırrını gösterir.
Mesela bir kumandan “marş” emriyle bir tek askeri harekete geçirdiği gibi bir orduyu da harekete geçirir. Bu temsilin hakikati şudur: Tecrübeyle sabittir ki, kâinatta her şeyin bir kemâl noktası vardır. O şeyin, o noktaya bir meyli bulunur. Fakat fazla meyil, ihtiyaç doğurur. Çok ihtiyaç, arzu haline gelir. Fazla arzu ise bir çekim kuvveti olur. Bu çekim kuvveti, arzu, ihtiyaç ve meyil, Cenâb-ı Hakk’ın yaratma kanunlarının, eşyanın mahiyetindeki birer tohumu ve çekirdeğidir. Mümkinatın mahiyetlerinin mutlak kemâli, mutlak varlıktır. Hususi kemâli, kabiliyetlerini potansiyelden fiile çıkaran, onlara mahsus bir varlıktır. İşte bütün kâinatın, Cenâb-ı Hakk’ın كُنْ emrine itaati, bir tek asker hükmünde olan bir zerrenin itaati gibidir. Ezelî İrade’den gelen ezelî كُنْ emrine mümkinatın, yani yaratılmışların itaat etmesinde, boyun eğmesinde yine iradenin tecellisi olan meyil, ihtiyaç, şevk ve çekim kuvveti hep beraber bulunur. Tatlı bir nimet olan suyun, nazik bir meyille, “don!” emrini aldığı vakit demiri parçalaması itaat sırrının kuvvetini gösterir.
Şu altı temsil hem eksik, hem sınırlı, hem zayıf olan, hem de hakiki tesiri olmayan mümkinatın kuvvetinde ve fiillerinde bile açıkça görünüyorsa; sonsuz, ezelî ve ebedî olan, bütün kâinatı yoktan var eden, bütün akılları hayrette bırakan ve muazzam eserleriyle tecelli eden ezelî kudrete nispeten şüphesiz her şey eşittir. Hiçbir şey O’na ağır gelmez. Sakın gaflete düşülmesin, o kudret şu altı sırrın küçük terazileriyle tartılamaz ve kıyaslanamaz. Yalnız meseleyi anlayışımıza yaklaştırmak ve onu akıldan uzak görmenin önüne geçmek için bu temsiller zikredildi.
Dipnotlar
- “(O, bir şeyi yaratmak isteyince sadece) ‘ol!’ (der, o da oluverir).” (Bakara sûresi, 2/117; Âl-i İmran sûresi, 3/47, 59; En’âm sûresi, 6/73 …)