İçeriğe geç

Nasıl ki, küçük kabahatleri işleyenlerin cezası nahiyelerde, köylerde verilir. Büyük suç işleyenler ise büyük mahkemelere gönderilir. Aynen öyle de, müminlerin ve has dostların hükmen küçük hatalarının cezası, çabuk temizlenmeleri için kısmen ve süratle dünyada verilir. Dinsizlerin cinayetleri ise o kadar büyüktür ki, cezaları kısacık dünya hayatına sığmadığından, adaletin gereği olarak bekâ âlemindeki büyük mahkemeye havale edilir. Bu yüzden çoğunlukla burada cezaya çarptırılmıyorlar.

İşte, hadis-i şerifte اَلدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ buyrulması bu hakikate de işaret ediyor. Yani mümin dünyada kusurlarının cezasını kısmen çektiğinden dünya onun için bir ceza yeridir, mesut ahiretine nispeten bir zindan ve cehennemdir. Kâfirler ise madem cehennemden çıkamayacaklar, iyiliklerinin mükâfatını kısmen dünyada gördükleri ve büyük günahlarının cezası ertelendiği için onların dünyası ahiretlerine nispeten cennetleridir. Yoksa mümin bu dünyada dahi kâfirden mânen ve hakikat noktasında çok daha mesuttur. Müminin imanı, âdeta ruhunda manevî bir cennet hükmüne geçiyor; kâfirin küfrü ise mahiyetinde manevî bir cehennem ateşi yakıyor.

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

84