ki, insan sayısız şeyden elem duyduğu gibi sınırsız vesilelerle lezzet de alabilen bir makine hükmündedir. İşte o insan makinesinde yüzlerce alet var. Her birinin elemi, lezzeti, vazifesi ve mükâfatı ayrıdır. Âdeta insanın büyük bir misali olan âlemde tecelli eden bütün ilahî isimler, âlemin küçük bir örneği olan insanda da cilvelerini umumiyetle gösterir.
Mesela nasıl ki, sıhhat, afiyet ve lezzet gibi faydalı şeyler insanı şükrettirir, o makineyi pek çok yönden vazifelerine sevk eder ve insan bir şükür fabrikası gibi olur. Aynen öyle de, musibetler, hastalıklar, elemler ve başka arızalar o makinenin diğer çarklarını harekete geçirir. İnsanın mahiyetinde bulunan acz, zaaf ve fakr madenini işletir. Bir lisan ile değil, belki her bir uzvun farklı lisanlarıyla insana bir sığınma, yardım dileme vaziyeti verir.
İnsan o arızalarla âdeta, ayrı ayrı binlerce yazı yazan işlek bir kalem olur. Hayatının sayfasında veyahut Levh-i Misâlî’de kader kalemiyle hayat programını yazar, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin bir ilannamesi ve O’nun manzum bir kasidesi hükmüne geçip yaradılıştan gelen vazifesini yerine getirir.