İşte gel, buna ne diyeceksin? Bu, medeniyet midir? İlme kıymet vermek midir? Vatanseverlik midir? Milliyetçilik midir? Cumhuriyeti sevmek midir? Hâşâ! Hâşâ! Hiçbiri, hiçbir şey değil... Belki kaderin takdiridir. Allah’ın koyduğu o kader kanunu, o marifet ehli adamın dostluk ümit ettiği yerden düşmanlık gösterdi ki, hürmet yüzünden ilmiyle riyaya girmesin ve ihlâsı kazansın.
Sonsöz
Kendimce hayret verici ve şükran vesilesi olan bir saldırı: Şu fevkalâde gururlu ehl-i dünya bu meselede o kadar hassas ki, eğer bu şuurlu bir şekilde olsaydı, keramet veyahut büyük bir dehâ derecesinde bir muamele denebilirdi. O muamele şudur: Kendi nefsimin ve aklımın bende hissetmediği bir parça riyakârca gurur vaziyetini onlar kendi benliklerinin hassasiyet terazisiyle hissediyormuş gibi, şiddetli bir şekilde, hissetmediğim benliğimin karşısına çıkıyorlar. Şu sekiz-dokuz senede sekiz-dokuz tecrübem var ki, onların zalimce muamelelerinden sonra, kader-i ilahîyi düşünüp “Niçin bunları bana musallat etti?” diye nefsimin hilelerini arıyordum. Anlıyordum ki, her defasında ya nefsim gurura şuursuz ve fıtrî olarak meyletmiş ya da beni bilerek aldatmış. O vakit, “Kader, o zalimlerin zulmüyle hakkımda adil hüküm vermiş.” diyordum.
Mesela, bu yaz arkadaşlarım beni güzel bir ata bindirdiler. Bir yere dolaşmaya gittim. Şuursuz olarak nefsimde kendimi beğenmişçesine bir keyif arzusu uyanınca ehl-i dünya o şiddetli arzumun karşısına öyle bir çıktı ki, yalnız o gizli arzuyu değil, başka pek çok iştahımı kesti. Hatta mesela, bu defa ramazandan sonra, eski zamanın gayet büyük, kutsî bir imamının bize gaybî kerametiyle iltifatının ardından kardeşlerimin takva ve ihlâsları, ziyaretçilerin hürmet ve hüsn-ü zanları sebebiyle –ben farkında olmadan– nefsim iftihar edercesine, güya şükür perdesi altında riyakârca bir gurur vaziyeti takınmak istedi. Birden sadece dünyayı gaye edinen bu insanlar aşırı hassasiyetle, hatta riyakârlığın zerrelerini de hissedebiliyor gibi, bana iliştiler. Cenâb-ı Hakk’a şükrediyorum ki, onların zulmü beni ihlâsa ulaştıran bir vasıta oldu.